Staj bulamayan öğrenciler, iş bulamayacağı için mezun olmaktan korkan son sınıflar, akademisyenlikle sektörde çalışmak arasında kalmış öğretim üyeleri, şirket kurmak isteyen ürkek girişimciler, genç beyinlere kolayca ulaşmak isteyen büyük şirketler ve büyükşehre okumaya gelmiş, memleketine döndüğünde ne iş yapacağını kara kara düşünen bilişim gençliği…
Abra kadabra… İşte günümüz teknokentlerinin çalışan profili yukarıda saydıklarımdan ibaret.
Bu yazımda sizlere teknokent kavramını ve avantajlarını anlatacağım. Biraz kanunlara bakacağız ve Türkiye’deki bazı teknokentleri kısaca tanıtacağım.
Teknokent nedir?
Teknokent, teknopark, bilim parkı, araştırma parkı... Ne derseniz deyin, pek önemli değil. Ama yasalara baktığımızda, 4691 Teknoloji Geliştirme Bölgeleri yasasında “Teknoloji Geliştirme Bölgesi” olarak geçiyor. Teknokent; teknoloji alanında rekabeti dengeleyen, araştırma-geliştirme faaliyetlerini destekleyen ve artıran, bilginin ve teknolojinin üniversite-şirketler-pazar arasında dolaşımını kolaylaştıran, inovasyona yönelmek isteyen şirketlerin kurulmasını ve desteklenmesini sağlayan bir organizasyondur. Aslında TGB Kanunu Madde 1, teknokentin tanımını çok iyi veriyor. Kanunlar kısmında görebilirsiniz.
Dünyaya baktığımızda teknokentlerin atası sayılan ABD kökenli Silikon Vadisi, birçok global büyük şirketin çıkış yeri ya da merkezi olmuş, en başarılı model olarak öne çıkmıştır. ABD, İngiltere, Fransa, Japonya, Çin, Kore, Hindistan, İsrail, Finlandiya gibi birçok ülkede üretim ve hizmet sektörleri ürettikleri katma değerin önemli bölümü teknoparklar bünyesinde yürütülen ar-ge çalışmalarına borçludur.
Avantajlar
Teknokentler, firma için arazi sağlamanın yanında ona her türlü olanağı (kesintisiz elektrik, telekomünikasyon santralleri, resepsiyon ve güvenlik hizmetleri, idare ofisleri, lokantalar, banka şubeleri, toplantı merkezi, otopark, toplu ulaşım araçları, eğlence ve spor tesisleri) sağlar. Hizmet masrafları paylaşılacağından, teknokentler kiralık mekanlardan daha avantajlıdır.
Ar-ge yapan şirketlere yönelik avantajlara baktığımızda ar-ge faaliyetlerinden elde edilen gelirlere %100 gelir vergisi veya kurumlar vergisi muafiyeti, yazılım firmalarına %100 KDV muafiyeti, yabancı araştırmacı çalıştırma kolaylığı, çalıştırılan ar-ge personeline %100 gelir vergisi muafiyetidir. Bölge içinde yer alan Teknoloji Geliştirme Merkezlerinde KOSGEB tarafından desteklenen girişimciler de kanunun sağladığı muafiyetlerden yararlanırlar.
Öğretim elemanlarına sağladığı avantajlar ise teknokent içinde kendi şirketlerini kurabilme, şirketlerde yönetici ve ortak olabilmedir. Ayrıca teknokent bünyesindeki ar-ge çalışmalarından elde ettiği gelirler üniversite döner sermayesine ödenmez, doğrudan öğretim üyesine gelir vergisi kesintisi yapılmadan ödenir. Öğretim elemanları teknokentteki ar-ge şirketlerinde 2547 sayılı yasanın 38. ve 39. maddelerine göre yarı zamanlı ve tam zamanlı görev alabilir.
Kanunlar
Teknoparkın girişimcilere sağladığı avantajların yanı sıra 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri (TGB) Kanunu ile TGB'de yer alan girişimcilere devlet tarafından bazı destek ve muafiyetler, 5035 sayılı “Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile daha da artırılmıştır.
TEKNOLOJİ GELİŞTİRME BÖLGELERİ KANUNU
Kanun No. 4691 Kabul Tarihi: 26.06.2001
Madde 1’de kanunun amacı, madde 2’de kanunun kapsamı, madde 3’te tanımlar verilmiştir. Madde 4 kuruluş, madde 5 yönetici şirket, madde 6 denetim, madde 7 personel ile ilgili kanunları verir. Toplam 12 madde vardır.
Amaç
MADDE 1. - Bu kanunun amacı, üniversiteler, araştırma kurum ve kuruluşları ile üretim sektörlerinin işbirliği sağlanarak ülke sanayinin uluslararası rekabet edebilir ve ihracata yönelik bir yapıya kavuşturulması maksadıyla teknolojik bilgi üretmek, üründe ve üretim yöntemlerinde yenilik geliştirmek, ürün kalitesini veya standardını yükseltmek, verimliliği artırmak, üretim maliyetlerini düşürmek, teknolojik bilgiyi ticarileştirmek, teknoloji yoğun üretim ve girişimciliği desteklemek, küçük ve orta ölçekli işletmelerin yeni ve ileri teknolojilere uyumunu sağlamak, Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulunun kararları da dikkate alınarak teknoloji yoğun alanlarda yatırım olanakları yaratmak, araştırmacı ve vasıflı kişilere iş imkânı yaratmak, teknoloji transferine yardımcı olmak ve yüksek/ileri teknoloji sağlayacak yabancı sermayenin ülkeye girişini hızlandıracak teknolojik alt yapıyı sağlamaktır.
Bu kanun kapsamını detaylı bir şekilde okumanızı tavsiye ederim. Teknokent ile ilgili kafanızda hiçbir soru işareti kalmayacaktır.
Rakamlarla Dünyadaki Teknokentler
- Dünyadaki teknokentlerin sayısı kuluçka merkezleri ile birlikte 4000’in üzerindedir.
-
Bu Teknoparkların çoğu 80’li yılların ikinci yarısında kurulmuştur.
-
%83’ü kar amacı gütmeyen yapılardır. %62’si bünyesinde kuluçka birimi barındırmakta, %70’i kamu yatırımı ile kurulmuş, %73’ü arsa kiralayarak kendini idame ettirmektedir.
-
Teknokent firmalarının %26’sı bilişim teknolojilerinde, %20’si biyoteknolojide, %19’u elektronik, %8’i çevre, %6’sı ileri malzeme, %5’i kimya, %9’u tarım ve %7’si diğer sektörlerde faaliyet göstermektedir.
-
Teknokent şirketlerinin %51’i hizmet, %18’i sanayi ve %26’sı ar-ge şirketi olarak tanımlanmaktadır.
-
Teknokent şirketlerinin %89’u KOBİ niteliklidir.
|
| Dünyada teknoparklar ne zaman kuruldu? |
Türkiye’de Teknokentler
- 1980’li yıllarda ilk çalışmalar ODTÜ’de başladı.
-
1991 yılından itibaren KOSGEB, Teknoloji Geliştirme Merkezlerini kurmaya başladı.
-
1996 yılında Sanayi ve Ticaret Bakanlığı teknoparklar yönetmeliğini yayınladı.
-
1998 yılında ODTÜ Teknokent ve MAM Türkiye’nin ilk teknokentleri olarak kabul edildi.
-
2001 yılında 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu yürürlüğe girdi. Kanun, teknokent kavramı yerine Teknoloji Geliştirme Bölgesi (TGB) kavramını kullanmaktadır.
2007 yılı aralık ayı itibari ile, Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanmış 28 TGB bulunmaktadır: Ankara Üniversitesi TGB, Ata Teknokent, Atap Teknopark, Batı Akdeniz Teknokenti TGB, Bilkent Cyberpark, Cumhuriyet Teknokent, Çukurova Teknokent, Dicle Üniversitesi TGB, Erciyes Teknopark, Fırat Teknokent, Gazi Üniversitesi TGB, Gazi Mağusa Teknopark, Gaziantep Teknopark, GOSB Teknopark, Göller Bölgesi Teknokent, Hacettepe Teknokent, İstanbul Üniversitesi TGB, İTÜ Arı Teknokent, İzmir TGB, Konya Teknokent, KOÜ-Teknopark, ODTÜ-Teknokent, Pamukkale Üniversitesi TGB, Technoscope, Trabzon Teknokent, TÜBİTAK-MAM TGB, UluTek, YTÜ Teknopark.
|
| Ülkemizde teknoparklar ne zaman kuruldu? |
İTÜ ARI Teknokent: 2003 yılında İTÜ Ayazağa kampüsünde faaliyete geçti. Şu anda bünyesinde birçok büyük şirket barındırmaktadır. 1992 yılında kurulan İTÜ KOSGEB, küçük ve orta ölçekli endüstri firmalarının yenilik yaratma çalışmalarına destek olmuş, bu bağlamda 60’dan fazla proje tamamlamış ve bu merkezde yenilik geliştiren girişimcilerin %86’sı buluşlarını uygulamaya aktarmayı başarmış ve üretime dahil etmiştir. Bu başarı oranı İTÜ kampüslerinin yenilik ve buluş için ne kadar verimli olduğunu göstermektedir.
Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi (KOSGEB) Başkan Yardımcısı Tuna Şahin 1992-2009 yılları arasında 1190 projenin hayata geçirildiğini, 660 yeni girişimciyi desteklediklerini, 15 bin 93 istihdam yaratıldığını ve 312 adet ürün için patent belgesi alınmasına destek verildiğini anlattı. Bu veriler, teknokentin bir ülke için ne kadar önemli olduğunu ortaya koyuyor.
ODTÜ Teknokent: Aktif olarak rol aldığı Avrupa Birliği (AB) projeleriyle Türkiye’nin teknoloji geliştirme ve üretimine destek vermektedir. ODTÜ Teknokent, AB ülkeleri ve ABD başta olmak üzere Uzakdoğu ülkeleri, Türki Cumhuriyetler, İsrail, Katar gibi ülkelere teknoloji ihraç ediyor. Temmuz 2007 verilerine göre, Türkiye’deki 26 teknoparktaki toplam firma sayısı 800 iken ODTÜ Teknokent`te ise 195 firma faaliyet gösteriyordu. ODTÜ Teknokent, teknoloji üretme ve geliştirme konusundaki 10 yıllık birikimini diğer ülkelerle de paylaşmaya hazırlanıyor. Kırgızistan, Etiyopya, Pakistan, Kazakistan ve Özbekistan kendi ülkelerinde de teknokent kurulması için ODTÜ Teknokent`ten iş birliği talep etti.
Antalya Teknokent: Bu teknokentte 40 firma bulunuyor. Bu firmalarda 150 ar-ge personeli çalışıyor. 5 yılda 1.5 milyon dolara yakın ihracat gerçekleşmiş. Teknolojik ürünü belgeleyen patent sıralamasında İTÜ ARI Teknokenti birinci iken Antalya 26 patent ile üçüncü sıradadır.
Sonuç
Geçen ay, Türkiye’de faaliyet gösteren 23 teknokentin 10 yılda 540 milyon dolarlık ihracat rakamına ulaştığı bildirildi. Türkiye’de 23’ü faal olmak üzere 37 teknokent bulunuyor.
Ülkemize yurtdışından da teklifler vardı zamanında. Hatırlayanlar olacaktır; Bill Gates Türkiye’ye ilk gelişinde “Türkiye’de bir teknokent açıldığında ilk kiracısı ben olurum” demişti. Bunun üzerine dünyanın ikinci, Avrupa’nın en büyük teknokenti Fransa’daki Sophia Antipolis (Bilge Şehir)’in yöneticisi Alain Andre de İstanbul’da bir teknokent kurma teklifi yaptı. Görüldüğü gibi Türkiye’nin coğrafi konumundan ve genç nüfusundan yararlanmak isteyen büyük oluşumlar var. Bu gelişmelerle, Türkiye’nin 3 milyar dolar olan bilişim cirosu 8 milyar dolara çıkacaktı. Teknokent 500 bin kişiyi iş sahibi yapacaktı. Ama gelinen son nokta bilinmiyor, insanlar da unuttu zaten.
Son söz olarak denilebilir ki; teknokentlerde oluşturulacak doğru bilgi şirketlere, sektörlere ve ülke ekonomisine aktarıldığında büyük bir etkileşim ortaya çıkacaktır. Dolayısıyla teknokentler burada yol haritası görevini üstlenmelidir. Türkiye’nin gerçek bir teknokent oluşumuna ihtiyacı vardır; TÜBİTAK ve üniversitelerimiz bünyesindeki teknoparklar ise sınırlı fiziksel alan ve aktarabildiği kadar fonlarla, yine de büyük başarılarla, yoluna devam etmektedir.
Bütün bu veriler ışığında, eğer istenen, teknoloji tüketen değil üreten bir ülke olmaksa ar-ge çalışmaları hızlandırılmalı ve teknokentlere gereken önem verilmelidir.
Not: Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu’nu her teknokentin sitesinde bulabilirsiniz. Örnek olarak buradan okuyabilirsiniz.
Kaynaklar: