Haziran 2009 | Sayı : 3
      Rekabetin Korunması ve Standartlar Haziran 2009 | Sayı : 3

 

 

REKABETİN KORUNMASININ ÖNEMİ

Ünlü Fransız düşünür F. Bastiat (1801- 1850 ), "Economic Harmonies" adlı eserinde rekabeti "baskının olmaması” veya “kendi iradesiyle hareket edebilme özgürlüğü” olarak tanımlar ve “Bu özgürlüğün yok edilmesi, önce seçim yapma imkânının, sonra da seçim yapma, mukayese yapma, karar verme yeteneğinin kaybolması, sonuç itibariyle de insanın zekâsının ve düşüncesinin öldürülmesi yani insanın öldürülmesi demektir” der (Türkkan, Rekabet İhlalleri ve Özgürlükler, 2009). Klasik ekonomi fikrinden modern ekonomiye uzanan süreçte ekonomistler rekabeti her zaman toplumsal refah kayıplarını azaltan bir olgu olarak görmüşlerdir. Serbest ekonominin fikir babası olarak görülen İngiliz ekonomist ve düşünür Adam Smith "Ulusların Zenginliği" adlı eserinde, bir ulusun kalkınabilmesi için sıraladığı fikirlerden biri de "tam rekabet" ortamıdır (2009). Yani bir piyasa ekonomisinin, özellikle liberal ekonomide, normal ve düzenli olarak işleyebilmesi ve bir sistem haline gelmesi için rekabet şarttır. Çünkü rekabet ortamında şirketler en iyi ve en ucuz servis prensibini benimserler. Rekabet sadece piyasa bakımından önemli değildir. Aynı zamanda insanın temel haklarından olan seçme hakkının da bir teminatıdır. Çünkü seçme hakkının var olması, toplumsal düzeni idame ettiren önemli bir unsurdur. Bireyin benliğini, zevklerini, değerlerini koruyarak topluma entegre olma yolunda seçme hakkı, bireyin karar verme gücünü maksimuma ulaştırması bakımından önemlidir (Türkkan, Rekabet İhlalleri ve Özgürlükler, 2009). Rekabetin korunması, bu noktada hem bir tüm olarak toplumun refahını ve makro ekonominin devamının olmazsa olmazıdır, hem de şahsi olarak bireyin toplumdaki yerini sağlamlaştıran temel haklarından seçme hakkının garanti altına alınmasıdır. Bu noktada rekabetin korunması toplumsal harmoni için olmazsa olmazdır.

 

REKABETİN KORUNMASININ BİLİŞİM SEKTÖRÜNE ETKİSİ

Bilişim sektörü, diğer sektörlere kıyasla gelişme oranı çok daha fazla olan bir sektördür. Bilişim sektörünün bu kadar dinamik olmasının en büyük sebeplerinden biri, rekabettir. Eğer ki bilişim sektöründe Apple firması olmasaydı, muhtemelen 5-10 sene önceki donanımları kullanıyor olacaktık. Çünkü rekabet ortamında, bir şirket diğer şirketin lokomotifi olur. Şirketler her zaman çıtalarını diğer şirketlere göre belirlerler. Bilişim sektörü açısından bakıldığında, bilişim piyasasının çok dinamik oluşu ve her üretilen yeni üründe çok fazla değişiklik yapıldığı göz önüne alındığında, rekabetin korunmasının bilişim sektörü açısından ne kadar önemli olacağı görülür. Rekabet ortamında en büyük faydayı tüketicinin göreceği, sadece bilişim sektörü açısından değil diğer tüm sektörler açısından da geçerlidir. Çünkü şirketler daha iyi malı daha ucuza üretmeye çalışır ve bu da tüketicinin hem satın alınan üründen faydalanma miktarını artırır hem de tüketiciye maliyet açısından yararlı olur. AVEA' nın Türkiye'de mobil iletişim sektörüne girmesiyle, eskiden şu ana nazaran çok pahalı olan TURKCELL, fiyatlarda ciddi manada indirimler yapmıştır. Şu anda her iki şirkette kapsama alanlarını Türkiye'nin her yerine ulaştırmaya çalışmaktadırlar. Rekabet aynı zamanda bilişim sektörünün ve dolayısıyla teknolojinin gelişmesinde de önemli rol oynar. Aynı örnek üzerinden gidecek olursak, Turkcell ve Avea her geçen gün yeni bir teknolojiyi piyasaya sürüyorlar. Rekabet aynı zamanda, diğer sektörlerde olduğu gibi bilişim sektöründe de tekelleşmeyi önler ve toplumun huzuru için belli bir sektörün tek bir güç tarafından yönetilmesini engeller. Rekabet ortamında bilişim şirketleri, sektörde geri kalmamak için AR-GE çalışmalarına daha çok kaynak ayırır. Bu da teknolojinin gelişmesi bakımından önemlidir. Her ne kadar büyük şirketler rekabetin korunmasını desteklediklerini belirtseler de, bu durumun pek de öyle olmadığı aşikardır. Rekabet Kurumu Başkanı Prof. Dr. Nurettin Kaldırımcı, bu konuda "Her ne kadar sektörün önde gelen firmaları kendilerinin rekabeti desteklediğini, teknoloji geliştirmenin doğal olarak rekabet yarattığını iddia etseler de, gerçekte firmaların teknolojiyi de rekabet ihlalleri için bir araç olarak kullanabildiğini görmekteyiz" diyor (2008). Bunun aksine Capital dergisinde Microsoft Türkiye Genel Müdürü Haluk Maga, Bilişim Teknolojilerindeki rekabetin zararlı rekabet olduğunu söylüyor ve bunu kendi kendini baltalamak olarak görüyor ve ekliyor "Herkesin yapıcı rekabeti öğrenmesi, birbirlerinin gereksiz yere kuyularını kazmamaları, kâr marjlarını sıfıra indirmemeleri gerekiyor"(2003).

 

REKABETİN KORUNMASININ TÜKETİCİNİN KORUNMASIYLA İLİŞKİSİ

Modern ekonomi anlayışında çok önemsenmese de, tüketici yararı-rekabet ilişkisi yadsınamaz. Rekabetin korunmadığı ortamlarda sektörün belli bir hakim gücün eline geçmesiyle istenen her türlü fiyat politikalarının uygulanması, istenen kar marjının fiyata eklenmesi kaçınılmaz olur. Bu durumdan en çok etkilenecek olan tüketicidir. Ayrıca rekabetin olmadığı sektörde tüm gelişmeleri de baskın şirketler yönetir. Bu durum tüketiciye en iyi malı en ucuza verme politikasına zıttır. Aksine rekabetin olduğu sektörde müşteri kaybetmek istemeyen ve yeni müşteriler kazanmak isteyen şirketler, tüketicinin yararına olan birçok politika üretirler. Hem maddi açıdan, hem de satın alınan maldan alınan fayda bakımından rekabet ortamında tüketici kazanır. Şirketler tarafından yürütülen bu politikaların asıl amacı, tüketiciye belli bir mal için piyasa fiyatı üzerinde bir bedel ödettirilerek zarar verilmesine engel olmaktır (Akıncı vd., s.16, 1994).

Radikal gazetesinin haberine göre "GSM operatörleri arasında son günlerde artan rekabet Şeker Bayramı öncesi başlatılan indirim kampanyalarıyla tüketiciye yaradı. Kampanyalarda ağırlıklı olarak, abonelere harcadıkça kazandıran bir sistem sunuluyor. Operatörler bu sayede pazar paylarını arttırma amacının yanı sıra Türkiye'deki mevcut GSM pazarını da büyüterek kârlarını artırmayı amaçlıyor. Turkcell, faturalı hatlar için başlattığı 'Ekomesaj' ve 'Kademelicell' ile faturasız hatlara özel başlattığı 'yarısı bizden' olmak üzere üç yeni kampanyayla müşterilerine yeni avantajlar sunuyor. " "GSM pazarının büyümesi ve GSM operatörlerinin sundukları avantajlı kampanyalarla sabit telefon kullanımının azalmasına neden olması Türk Telekom’u harekete geçirdi. Hem azalan sabit telefon kullanımını tekrar cazip hale getirmek, hem de küçülen pazarını artırmak isteyen Türk Telekom, 'Fiyatlar yarı yarıya, sohbetler doya doya kampanyası' başlattı. Kampanya süresince konuşma ücretleri yaklaşık yüzde 50 ucuzladı. Ev ve iş telefonlarının yanı sıra ankesörler ve Telekom bayilerinde de aynı ucuz tarifeden görüşme yapılabilecek." (2002).

Bir haber sitesinin haberine göre " Düzce'nin Cumayeri ilçesinde fırıncılar arasında yaşanan rekabet tüketicilere yaradı. Edinilen bilgilere göre, Düzce'nin Cumayeri ilçesinde faaliyet gösteren fırınlardan biri 50 kuruşluk indirim yaptı. Daha önce 1 liraya satılan 300 gram ekmek, başlayan rekabetle birlikte 50 kuruş, 600 gr ekmek 1,5 liradan 1 TL'ye, bin 300 gr' lık ekmek de 3 TL'den 2 TL'ye düştü. Diğer fırınların da bu rekabete katılmasıyla birlikte Cumayeri ilçesinde vatandaşlar ekmeği daha ucuza almaya başladı. Cumayeri ilçesinde ekmek üretimi yapan fırın sahipleri çevreden de, kendilerinden ekmek almak için gelenlerin olduğunu söyledi."(2009).

 

YASAL DÜZENLEMELER TÜRKİYE

Sancılı bir ülke kurma mücadelesinin ardından 1950’ lere kadar Türkiye'deki ekonomik dengeler devlet kontrolündeydi. Fakat daha sonraları 1950’ lerden itibaren liberalleşme sonrası modern ekonomiye geçiş sürecinde devletin sadece dengeyi sağlayan unsur olma politikaları geliştirildi. Türkiye'de 1990’ lara kadar rekabet konusunda bir çalışma yapılmamıştır. Sadece 1982 anayasasında devletin tekelleşmeyi önleme görevinden bahsedilmiştir(Akıncı, s.31, 1994). Aralık 1994’ te "Rekabetin Korunması Hakkında Kanun"  yürürlüğe girmiştir ve o dönemden beri de yeni ihtiyaçlara göre yeni düzenlemeler yapılmaktadır. En önemli maddeleri:

Bu kanunun amacı, mal ve hizmet piyasalarındaki rekabeti engelleyici, bozucu veya kısıtlayıcı anlaşma, karar ve uygulamaları ve piyasaya hakim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmalarını önlemek, bunun için gerekli düzenleme ve denetlemeleri yaparak rekabetin korunmasını sağlamaktır.

Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde mal ve hizmet piyasalarında faaliyet gösteren ya da bu piyasaları etkileyen her türlü teşebbüsün aralarında yaptığı rekabeti engelleyici, bozucu ve kısıtlayıcı anlaşma, uygulama ve kararlar ile piyasaya hakim olan teşebbüslerin bu hakimiyetlerini kötüye kullanmaları ve rekabeti önemli ölçüde azaltacak birleşme ve devralma niteliğindeki her türlü hukuki işlem ve davranışlar, rekabetin korunmasına yönelik tedbir, tespit, düzenleme ve denetlemeye ilişkin işlemler bu kanun kapsamına girer.

Belirli bir mal veya hizmet piyasasında doğrudan veya dolaylı olarak rekabeti engelleme, bozma ya da kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran yahut doğurabilecek nitelikte olan teşebbüsler arası anlaşmalar, uyumlu eylemler ve teşebbüs birliklerinin bu tür karar ve eylemleri hukuka aykırı ve yasaktır. Bu haller, özellikle şunlardır: a) Mal veya hizmetlerin alım ya da satım fiyatının, fiyatı oluşturan maliyet, kar gibi unsurlar ile her türlü alım yahut satım şartlarının tespit edilmesi, b) Mal veya hizmet piyasalarının bölüşülmesi ile her türlü piyasa kaynaklarının veya unsurlarının paylaşılması ya da kontrolü, c) Mal veya hizmetin arz ya da talep miktarının kontrolü veya bunların piyasa dışında belirlenmesi, d) Rakip teşebbüslerin faaliyetlerinin zorlaştırılması, kısıtlanması veya piyasada faaliyet gösteren teşebbüslerin boykot ya da diğer davranışlarla piyasa dışına çıkartılması yahut piyasaya yeni gireceklerin engellenmesi, e) Münhasır bayilik hariç olmak üzere, eşit hak, yükümlülük ve edimler için eşit durumdaki kişilere farklı şartların uygulanması, f) Anlaşmanın niteliği veya ticari teamüllere aykırı olarak, bir mal veya hizmet ile birlikte diğer mal veya hizmetin satın alınmasının zorunlu kılınması veya aracı  teşebbüs durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın ya da hizmetin diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da arz edilen bir mal veya  hizmetin tekrar arzına ilişkin şartların ileri sürülmesi, bir anlaşmanın varlığının ispatlanamadığı durumlarda piyasadaki fiyat değişmelerinin veya arz ve talep dengesinin ya da teşebbüslerin faaliyet bölgelerinin, rekabetin engellendiği, bozulduğu veya kısıtlandığı piyasalardakine benzerlik göstermesi, teşebbüslerin uyumlu eylem içinde olduklarına karine teşkil eder. Ekonomik ve rasyonel gerekçelere dayanmak koşuluyla taraflardan her biri uyumlu eylemde bulunmadığını ispatlayarak sorumluluktan kurtulabilir.

Kurul, aşağıda belirtilen şartların tamamının varlığı  halinde, teşebbüsler arası anlaşma, uyumlu eylem ve teşebbüs birlikleri kararlarının 4. madde hükümlerinin uygulanmasından muaf tutulmasına karar verebilir: a) Malların üretim veya dağıtımı ile hizmetlerin sunulmasında yeni gelişme ve iyileşmelerin ya da ekonomik veya teknik gelişmenin sağlanması, b) Tüketicinin bundan yarar sağlaması, c) İlgili piyasanın önemli bir bölümünde rekabetin ortadan kalkmaması, d) Rekabetin (a) ve (b) bentlerindeki amaçların elde edilmesi için zorunlu olanlardan fazla sınırlanmaması(Değişik fıkra: 2/7/2005-5388 S.K./1.mad). Muafiyet belirli bir süre için verilebileceği gibi, muafiyetin verilmesi belirli şartların ve/veya belirli yükümlülüklerin yerine getirilmesine bağlanabilir. Muafiyet kararları anlaşmanın ya da uyumlu eylemin yapıldığı veya teşebbüs birliği kararının alındığı yahut bir koşula bağlanmışsa koşulun yerine getirildiği tarihten itibaren geçerlidir. Kurul, birinci fıkrada gösterilen şartların gerçekleşmesi halinde, belirli konulardaki anlaşma türlerine bir grup olarak muafiyet tanınmasına sağlayan ve bunların şartlarını gösteren tebliğler çıkarabilir.

Bir veya birden fazla teşebbüsün ülkenin bütününde ya da bir bölümünde bir mal veya hizmet piyasasındaki hakim durumunu tek başına yahut başkaları ile yapacağı anlaşmalar ya da birlikte davranışlar ile kötüye kullanması hukuka aykırı ve yasaktır. Kötüye kullanma halleri özellikle şunlardır: a) Ticari faaliyet alanına başka bir teşebbüsün girmesine doğrudan veya dolaylı olarak engel olunması ya da rakiplerin piyasadaki faaliyetlerinin zorlaştırılmasını amaçlayan eylemler, b) Eşit durumdaki alıcılara aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar ileri sürerek, doğrudan veya dolaylı olarak ayırımcılık yapılması, c) Bir mal veya hizmetle birlikte, diğer mal veya hizmetin satın alınmasını veya aracı teşebbüsler durumundaki alıcıların talep ettiği bir malın veya hizmetin, diğer bir mal veya hizmetin de alıcı tarafından teşhiri şartına bağlanması ya da satın alınan bir malın belirli bir fiyatın altında satılmaması gibi tekrar satış halinde alım satım şartlarına ilişkin sınırlamalar getirilmesi, d) Belirli bir piyasadaki hakimiyetin yaratmış olduğu finansal, teknolojik ve ticari avantajlardan yararlanarak başka bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabet koşullarını bozmayı amaçlayan eylemler, e) Tüketicinin zararına olarak üretimin, pazarlamanın ya da teknik gelişmenin kısıtlanması.

Bir ya da birden fazla teşebbüsün hakim durum yaratmaya veya hakim durumlarını daha da güçlendirmeye yönelik olarak, ülkenin bütünü yahut bir kısmında herhangi bir mal veya hizmet piyasasındaki rekabetin önemli ölçüde azaltılması sonucunu doğuracak şekilde birleşmeleri veya herhangi bir teşebbüsün ya da kişinin diğer bir teşebbüsün mal varlığını yahut ortaklık paylarının tümünü veya bir kısmını ya da kendisine yönetimde hak sahibi olma yetkisi veren araçları, miras yoluyla iktisap durumu hariç olmak üzere, devralması hukuka aykırı ve yasaktır. Hangi tür birleşme ve devralmaların hukuki geçerlilik kazanabilmesi için kurula bildirilerek izin alınması gerektiğini kurul, çıkaracağı tebliğlerle ilan eder(1994).

 

AVRUPA BİRLİĞİ VE AMERİKA

Avrupa Birliğinde rekabet hakkında kanunları genel olarak Adalet Divanları çıkarmaktadır. Rekabetin korunması, genel olarak Roma Antlaşması, Amsterdam Antlaşmasının 81-89. maddeleriyle ve devamı niteliğinde olan Avrupa Birliği Rekabet Hukuku kanunları ile düzenlenmektedir. Adalet Divanına ek olarak Avrupa Birliği Komisyonunun 4. Genel Müdürlüğü de rekabet ile ilgili mevzuata bakmaktadır(Akıncı vd., s.16, 1994). AB’nin ortak rekabet politikasının temel amacı, rekabeti bozduğuna inanılan eylemleri engelleyerek, piyasa güçlerinin hakim olduğu, iyi işleyen bir Avrupa iç pazarının oluşmasını sağlamaktır. Piyasa ekonomisi mekanizmalarının daha sağlıklı işlemesini amaçlamaktadır (Wikipedia, 2009).

Amerika'da ise temelini Common Law' dan alan Amerikan Rekabet Hukuku yer almaktadır. Fakat daha sonra bu hukukun temelini 1890’ da kabul edilen Shearman Kanunu oluşturmuştur ve hala daha başarı ile uygulanmaktadır. Buna ek olarak merger durumuna karşı da 1914 tarihinde Clayton Kanunu da kabul edilmiştir. Ayrıca aynı yıl Federal Trade Commission Act' in kabul edilmesiyle Amerika rekabet hukuku mükemmele yakın hale gelmiştir. Daha sonraları bazı özel durumlar için Wheeler Lea Kanunu, Hart Scott Rodino Kanunu, Robinson Patman Kanunu gibi kanunlar ile Shearman ve Clayton Kanunları güncellenmiştir. Amerikan Rekabet Hukukunun genel olarak ekonomik verimliliği temine yönelik olduğu benimsenmiştir. Ülkede uzun yıllar devam etmiş olan farklı akademik görüşler arasındaki ayrılıklar, örneğin Harvard Rekabet Ekolü ile Chicago Rekabet Ekolü arasındaki mücadele, büyük ölçüde azalmış ve Amerikan Rekabet Hukukunun, verimliliği ve kaynak dağılımında etkinliği korumaya çalışan ekonomi ağırlıklı bir hukuk disiplini olarak kabul görmesi de örnek bir kanunlaştırma ve kurumlaşma hareketi olarak bütün dünyadaki saygının artmasına yol açmış ve örnek alınmasına neden olmuştur (Akıncı vd., s.16, 1994).

 

ULUSAL VE ULUSLARARASI STANDARTLAR

Standartlar ekonomik yapının ikamesinin olmazsa olmazıdır. Mal ve hizmetlerin standartlaştırılması, belli piyasaların oluşmasının, bu piyasalarda rekabetin işlerlik kazanmasının ve teknik etkinliğin sağlanmasının olmazsa olmaz koşullarından birisidir (Türkkan, Standartlaşma ve Rekabet, 2009). Standartlaşma, piyasadaki kaynak kullanımını maksimuma çıkaran en büyük etkenlerden biridir. Bu bakımdan kaynak israfını engeller. Eğer ki ambalaj paketlerinde ve paletlerde standartlaşma olmamış olsaydı, sadece bu sektörde yüz milyarlarca dolar kayıp yaşanırdı (Türkkan, Standartlaşma ve Rekabet, 2009). Aynı örneği fiş ve prizler açısından da verebiliriz. Standartların olmadığı bir ortamda şirketler ya daha büyük pazar payı sağlayıp daha etkin olma yarışı içerisine girecekler ya da minimum maliyet ile ürün üretmeye çalışacaklardı. Ayrıca standartların olmadığı bir ortamda haksız rekabete yol açabilecek durumlar daha çok ortaya çıkacaktır. Aksine, bir dönem Sovyet Rusya'da uygulandığı gibi, tek bir standart anlayışı hakim olduğu takdirde, tüketicinin en büyük hakkı olan kendi ihtiyaçlarına en uygun malı seçme özgürlüğü elinden alınmış olacaktır. Bu ikisinin orta yolu olarak gönüllü standartlar oluşturulması daha uygun olacaktır. Bu noktada önemli olan daha fazla kişi tarafından kabul edilmesi olası olan özellikleri standartlaştırmak olacaktır. Burada da tüm dünyada belli standartlar uygulamak yine zor olacaktır. Arabaların sağ ve sol direksiyonlu olması gibi.

 

Kaynaklar : 

      Mahmut Cihat KAHRAMAN
İstanbul Teknik Üniversitesi 2. Sınıf
- Haziran 2009 -
Editörden... | Ercan ZENGİN Sinir Hücreleri ile İletişim | Yrd. Doç. Dr. Mustafa DAĞTEKİN Alt Ağlar | Taylan SAYIN X-Men Origins : Wolverine | Erman TEPE Animasyon Sanatı | Ilgın UĞUR Unprivileged ve Privileged Modları | Ömer GENÇAY RichFaces'in Web Uygulamalarına Getirdikleri | H. Can ÇOBANOĞLU Veri Alışverişi ve Uygulamalar | Burak KANMAZ Seadragon ile Estetik Albümler | Muhammed Ali KOŞAN Eklentilerin En Hızlısı : Fast Dial | Muhammed CÜCE 20. Yüzyılın En İyi 10 Algoritması | Neslişah ÇELİK Rekabetin Korunması ve Standartlar | Mahmut Cihat KAHRAMAN
« önceki sayfa - 11 -

Ana Sayfa | Künye | Dergimiz | | İletişim
© 2009-2010 Bilisimdergi.Com Tasarım - Kodlama : İU BİLGİSAYAR

Creative Commons License
Bilişim Dergi içeriği  Creative Commons  lisansı ile korunmaktadır.
Kaynak göstermek ve link vermek şartıyla yazılarımızı kullanabilirsiniz.