Nisan 2009 | Sayı : 1
      Öğrencilik ve İş Hayatı Nisan 2009 | Sayı : 1

İş yerinde ilk günüm; açık ofis iş ortamı, çalışan onlarca insan, telefon sesleri kesilmiyor, klavyelerden çıkan sesler birbiriyle uyum içerisinde "Biz çalışıyoruz..." diyor. Herkes henüz öğrenmediğim kurumsal şirket dilini konuşuyor. Kendimi çok yalnız hissediyorum. Hayatımda ilk defa giydiğim takım elbisenin verdiği rahatsızlık da cabası. Takım lideri yanıma geliyor. Hangi takımda olduğumdan bile haberim yokken bir liderle karşı karşıya kalıyorum. Lider kavramının anlamını düşünürken kendinden emin bir ses tonuyla konuşmaya başlıyor...  Yüksek mühendis ve konuya çok hâkim... Derin bir nefes alıyorum dinlemek için, istiyorum bu işi ve kendimi iyi pazarlamam gerektiğini biliyorum, "Ben bilgisayar mühendisliği öğrencisiyim, piyasada bir değerim var." diyorum kendi kendime... Dikkatimi tekrar topladığımda duyduğum cümle beni kendime getiriyor. "Operasyonumuzda yaptığımız işler ikiye ayrılmaktadır; linear olanlar ve non-Linear olanlar."  Lineer Cebir dersini 2. alışında büyük zorluklarla veren bir adam olarak yüzümde bir gülümseme beliriyor, o derse çalışırken "Bilgisayar mühendisinin ne işi olur öz vektörlerle, öz değerlerle?" diye çok söylendiğimi hatırlıyorum.

Ne işe yaradığını o an anladım.

İnsanın hayatında bazı anlar vardır unutamadığı, işte benimkilerden biri de bu. Şimdi geriye dönüp baktığımda tam iki yıl geçmiş üzerinden, iki yıldır part-time olarak Türkiye'nin en büyük GSM operatörünün grup şirketinde çalışıyorum.  Halk arasındaki tabiriyle hem okuyorum hem çalışıyorum.  Eminim henüz iş hayatına atılmamış birçok öğrenci merak ediyordur bu ikilemin insan hayatındaki artılarını ve eksilerini. Yapılması gereken bir şey mi yoksa sektörden uzak mı durmalıyız diplomayı alana kadar?

Önce çalışmak kavramını incelemeliyiz. Bilgisayar mühendisliği bölümü öğrencileri ve mezunları sektörde çok farklı kollarda iş bulabilecekleri gibi kişisel gelişimleri neticesinde kazandıkları yetileri de paraya çevirebilirler. Bilgisayar asla sonlanmayacak bir yaşam ve büyüme hızına yetişmek imkânsız. Bu yüzden kesinlikle bir yol çizmeliyiz kendimize, yapmak istediğimizi belirlemeliyiz. Daha doğrusu bilgisayarla ilgili hangi işi yaparken zevk alıyoruz bunu belirlemeliyiz. Asla unutulmaması gereken bir nokta var: Her şeyi bilmektense sadece bir şeyi çok iyi bilmek her zaman daha karlıdır. Yazılımcı mıyız? Donanımcı mı? Kod yazarken mi mutlu hissediyoruz kendimizi? Yoksa devre tasarlarken mi? Hayatımızı şekillendirecek olan bu önemli kararı verdikten sonra yapmamız gereken şey çok basit; tüm gücümüzle kendimizi o yönde geliştirmek ve piyasada yer edinmeye çalışmak.

Bölümdeki ilk iki seneden sonra muhtemelen hepiniz bu kararı çoktan vermiş olursunuz. Tek sorun, bu kararı verirken okuldaki derslerden bağımsız olarak düşünmemiz gerekliliğidir. Neticede piyasada hiçbir şirket size girilen on sayının ortalamasını bulan bir modül yazdırmayacak. Sabri Arık Bey'in de dediği gibi "Üniversite hayata açılan bir kapı; biz size sadece yol gösteriyoruz, gerisi size kalmış." Bu yüzden yolumuzu iyi çizmemiz ve emin adımlarla ilerlememiz gerekmekte.

Her şeyden önce mühendis olarak tanınacağız. Mühendis nedir? Arapça kökenli olan bu kelime yani hendese,  "matematik fizik gibi konuları bilen okumuş adam" demektir. Yani sayısal zekâmızı en üst düzeyde kullanmak bizim tercih edilme sebebimiz. Projelerimizde maksimum verimi, minimum zamanda ve iş gücünde ortaya koymak ise bu işin ilk adımıdır. Fark yaratmak istiyorsak; yaratıcı yönümüzü geliştirmeli, güncel olanı bilmeli, konuya hâkim olmalıyız. Bu şekilde sektördeki rolümüzü başarıyla kotarmış oluruz.

 

Asıl merak edilen soruya dönersek; yani aynı anda hem okuyup hem de çalışmak nasıl bir duygu? Cevap gayet açık; çok zor ama çok güzel.

Bölüm derslerinin yeterince ağır olması, projeler, vize ve final dönemleri derken çok yoğun bir maraton çıkıyor insanın karşısına. Bu yoğunlukta nasıl çalışılır diyor insan kendi kendine. Ama ayağımızı suya sokmadan sıcaklığı bilemeyiz. Deneyerek kendimizi ölçebiliriz. Part-time iş imkânı veren küçük ya da büyük ölçekli birçok firma bu konuda bize geniş bir yelpaze sunmakta. Bazı firmalar saat başı ücrete tabi tutarken bazıları ise proje veya task başı ücret vermektedir. Tavsiyem, iş arama sürecinde maddi kazanç konusunu asla kafanıza takmamanız yönündedir. Önemli olan başlamak, kendinizi görmek ve insanlara kendinizi göstermektir. Hakkınızın karşılığını tam olarak alamayabilirsiniz belki ama CV'nize yazacağınız güzel iş tecrübeleriniz olacaktır.

Ders programınızdan arta kalan zamanda bulabildiğiniz tüm zamanları güzel bir program yaparak çalışacağınız şirkete ayırın. Ama aradaki dengeyi korumak zorundasınız. Şahsen ben birçok dersi bu yüzden tekrar almak zorunda kaldım. Gerçi ikinci alışınızda daha güzel öğreniyorsunuz, kalıcı oluyor Ama doğru olan dört yıllık sürede mezun olup, tüm dikkatimizi tam anlamıyla işimize vermemizdir.

Peki ya okul sürecinde çalışmayıp mezun olduktan sonra direk işe başlamak? Bu konuda bir deneyimim olmadığı için (artık çok geç) çok fazla bir şey söyleyemem. Ama gördüklerim çok mantıklı bir şey olmadığını gösteriyor. Neticede hiç iş tecrübesi olmadan işe başlayan arkadaşlarım alışmakta çok fazla zorluk çektiler. Hani liseden sonra üniversitedeki ilk günümüz vardır ya; şahsen -8 yıl geçti- ben o günü hatırlamakta bayağı zorlanıyorum ama mutlulukla korkunun karışımı bir duyguydu. Merakla etrafa bakıp "Neredeyim ben, bunlar kim?" diyordum. Yapmam gereken onca önemli şey varken ben ilk olarak liseyi bitiren her erkek gibi saçlarımı uzatmıştım. Sonra siyasete merak saldım; çok çekici gelmediği için kısa sürdü. Akabinde kızlar gündeme geldi. Dikkat sürekli dağılıyordu yani. Neden orada olduğum ve ne yapmam gerektiğinden fazlasıyla uzaklaşmış, kantinde bildiğim dört akorlu tek şarkıyı sürekli çalarak dikkatleri üstüme toplamaya çalışıyordum ve saçlarım da henüz tam uzamadığı için suyla ıslatarak geriye yatırıyordum.

Şimdi bir adım geriye atıp resmin tamamına baktığımda farklı bir tablo görmüyorum. Hiç iş tecrübem olmasaydı ve beni mezun olduğum gün masaya oturtsalardı muhtemelen, ilk saatlerde masadaki kırtasiyelik eşyalarla oynayacaktım. Akabinde şirketteki güzel kızları kesip "Merhaba, ben yeni çocuk..." tandansı için fırsat kollayacaktım ya da en kötüsü yapmam gereken, benden beklenen işleri "Ben mühendisim oğlum, yaparım elbette!" deyip küçümseyecektim.

İnsanın işini küçümsediği an, bittiği andır maalesef...

Şaka bir yana gözünüz korkmasın; en kötüsünü anlatayım ki hazırlıklı olun istedim. Elbette size yol gösterecek takım liderleriniz, çalışma arkadaşlarınız olacaktır. Oryantasyon denilen bir süreçten geçirileceksiniz -ki hayatımın en çileli günleridir- nihayetinde siz de hayata atılmış olacaksınız.

 

 

Ama düşünsenize; işe başladığında size söylenmeden bazı şeyleri kendiniz yapsanız, yerinizde oturup size iş verilmesini beklemektense kolları sıvayıp "Bu projede şöyle bir darboğaz tespit ettim, kök nedeni budur. Çözümü ise şudur."  deseniz güzel olmaz mı?

Olur. Çok da güzel olur. Kantindeki çocuktan daha çok dikkat çekersiniz. Çok da güzel para kazanırsınız.

 

Para konusunu sona koymak istedim ki etkili bir final olsun Neticede para kazanmak için şimdi okuyoruz, sonrasında ise çalışacağız. Bu yüzden artık büyük düşünmek ve planlı hareket etmek zorundayız.

Para kazanmak, kariyer yapmak, kendinize ve ailenize mutlu bir gelecek hazırlamak, saygı duyulan bir kişi olmak gibi bir kaygınız yoksa eğer çok şanslısınız. Cidden. Kantin sıcak... Kızlar güzel...

      Oğuzhan GEZER
İ.Ü. Bilgisayar Mühendisliği 4. Sınıf
- Nisan 2009 -
Editörden... | H. Can ÇOBANOĞLU Bilişim Çağında Bilgisayar Mühendisliği Eğitimi | Prof. Dr. Ahmet SERTBAŞ Kuantum Bilgisayarları | Neslişah ÇELİK Bilmök 2009 ve Gözlemlerim | Eren BAŞAR Ubuntu ve Güvenlik | Yusuf Ziya ATALAY Windows Azure | Burak KANMAZ Web Uygulamaları Güvenliğine Giriş | Onur YILMAZ PHP Dilinin Doğuşu ve Yükselişi | Soner GÖNÜL HTML Tagları ve İncelikleri | Muhammed CÜCE Öğrencilik ve İş Hayatı | Oğuzhan GEZER Elektro Gitarınızı Bilgisayara Bağlayın | Erman TEPE Editör Yazısı | H. Can ÇOBANOĞLU
« önceki sayfa - 9 - sonraki sayfa »

Ana Sayfa | Künye | Dergimiz | | İletişim
© 2009-2010 Bilisimdergi.Com Tasarım - Kodlama : İU BİLGİSAYAR

Creative Commons License
Bilişim Dergi içeriği  Creative Commons  lisansı ile korunmaktadır.
Kaynak göstermek ve link vermek şartıyla yazılarımızı kullanabilirsiniz.