Merhaba sevgili Bilişim Dergi okurları. Bu yazımda, biz
mühendislik alanında çalışmaya karar vermiş kadınların karşılaştığı
ayrımcı
politikalar ve buna rağmen elde ettiğimiz başarılardan bahsetmek
istedim.
Sanırım biraz feminist bir yaklaşım oldu ama bunu topladığım verilerden
yola
çıkarak söylüyorum.
Temelde tüm çalışan kadınların yaşadıkları sıkıntılar,
problemler var. Ancak mühendislik toplumumuzda tamamıyla erkek işi
olarak
görüldüğü için kadınlar bu alanda maalesef daha fazla problem
yaşamaktalar. Her
mühendisliğin kendine has çalışma prensiplerinden kaynaklı farklı
alanlarda
farklı deneyimlerden söz etmek
mümkündür.
Ancak az önce de belirttiğim gibi
hepsi "mühendisliğin erkek işi
görülmesi" ortak paydasında birleşiyor. Mesela; bilgisayar
mühendisliğinde
(veya bilişim sektöründe), inşaat mühendisliğinde sıkça yaşanan,
kadınların
"masa başı işlere" uygun görülmesi neyse ki kadın-erkek bilgisayar
mühendislerinin topyekün masa başlarına oturtulması ile ayrımcı bir
şekilde
yaşanmıyor. Peki, iş alanındaki bu tutumun sebebi ne? Aslında bunun
sebebi
oldukça açık. Bebeklikten itibaren pembelere dolanan küçük kız
çocukları,
evciliklerde anne rolüne bürünüp yemekler yaparken erkek çocuklar
(günümüzde
bilgisayar oyunu oynayıp, MSN’ e giriyorlar) makineleri kurcalıyorlar.
İlkokuldan itibaren ders kitaplarında annelerinin sofraya yemek koyuşunu
izlemeye alışan genç kızlar, teknolojiye karşı yaşıtları erkekler gibi
motive
edilmiyorlar. Rol model kadınların azlığı veya olanların da erkekler
gibi göz
önüne çıkarılmaması da eklenince kadınlar bilişim alanında maalesef
erkeklere
göre geride kalıyorlar. 2003’teki verilere göre; Fortune 500 şirketleri
içinde yönetici
konumundakiler arasında kadınların oranı yüzde 15.7. Bu şirketler
arasında
yüksek teknoloji şirketlerine bakıldığında ise kadınların oranı yüzde
11.1 düzeyinde. Kısacası genel ortalamanın bile altında... Paralel bir
durum
yönetim kurulu seviyesinde de gözleniyor. Fortune 500 genelinde yönetim
kurullarındaki kadın oranı yüzde 12.4 iken, bilişim şirketlerinde bu
oran yüzde
9’a düşüyor. Peki yaratıcılığın ve çevikliğin hayli önemli olduğu bu
sektörlerde kadının yeri niye daha az? İşte, Catalyst de, bu sorunun
yanıtını
aramak için yola çıkmış. Araştırmadan ortaya çıkan sonuçlara göre
kadınların
önünde dört temel engel var:
*Kurum
kültürleri kadınların tepeye yükselmesini desteklemiyor.
*Şirketler
çalışanların
yetkinliklerinin saptanması, kariyer planlamasının yapılması ve
çalışanların geliştirilmesi konusunda stratejik davranmıyorlar.
*Kadınlar,
yükselmeleri
için onlara yol gösterecek rol modellerin, yöneticilerin
eksikliğini duyuyorlar ve kendilerini yalnız hissediyorlar. Kadınların,
erkeklerin sahip olduğu kadar geniş iş çevrelerinin olmaması da diğer
bir
olumsuz etken olarak kabul ediliyor.
*Aile
ve iş
dengesi, dolayısıyla ikisi arasında yaşanan çelişkiler burada da kendini
gösteriyor.
Ayrıca
Catalyst’ in araştırmasına göre, yüksek teknoloji alanında üst
düzeylerde kadın
yöneticilerin azlığı kesinlikle eğitim eksikliğinden kaynaklanmıyor.
Yani bu
veriler bizi, neden olarak kız çocuklarını oyuncak bebeklerle, erkek
çocuklarını ise oyuncak arabalar ve bilgisayarlarla oynamaya iten eğitim
öncesindeki döneme götürüyor.
PEKİ
BU PROBLEMİN ÇÖZÜMÜ İÇİN NELER YAPILIYOR?
Bilişim
teknolojileri,
bilgisayar ve internet, modern insanın günlük hayatının
vazgeçilmez bir parçası. Türkiye’de kadınların modern hayata
katılmalarını ve
bilgi toplumunda söz sahibi olmasını isteyen Intel ve KA-DER, güçlerini
kadınlar için birleştirdi
2005
yılında
yapılan Kadın ve Bilişim Günü etkinliği, AB sürecindeki Türk kadınının
teknolojiye ilgisini gözler önüne serdi. Kadın Adayları Destekleme ve
Eğitme
Derneği (KA-DER) ve Intel’in işbirliğiyle gerçekleştirilen toplantıya
emekli,
öğrenci, sivil toplum kuruluşu üyesi bilgisayar meraklısı yaklaşık 350
kadın
katıldı. Bu toplantıda bilişim dünyasının kadın yöneticilerinden Intel
Türkiye,
Ortadoğu ve Afrika Bölge Direktörü Ayşegül İldeniz ise, geleceğin
Türkiye’sinde
bireyler için vazgeçilemez olacak bilişim teknolojilerini kadınların
kullanabilmesi için çalışmalar yaptıklarını söyledi. İldeniz amaçlarını
“Bilgisayarla tanışan kadınlarımızın modern hayata katılımlarını
artırmayı ve
toplumsal alanda katma değer yaratmayı hedefliyoruz. Kadın ve Bilişim
Günü’nü
her yıl düzenlemeyi ve evrenselleştirmeyi planlıyoruz” sözleriyle
aktardı ve bu
toplantılar geçen seneye kadar sürdü. Ayrıca aynı toplantıda İldeniz
(Kendisi
Intel’in 67 ülkeden sorumlu yöneticisidir.) Türkiye’nin bölgede en hızlı
gelişen ülke olduğunu söyledi. Bu konuda Avrupa Komisyonu da bir çalışma
yaptı.
Bilişim
sektörü bir yandan krizle boğuşuyor bir yandan daha fazla kadına
nasıl ulaşacağını planlıyor
Avrupa Komisyonu, bilişim sektörünün
bugünkü durumunun kadınlara çok da cazip gelmediğine raporunda yer
verdi. İş dünyasının bugünlerde en büyük sıkıntısı, tahmin edeceğiniz
üzere son aylarda
etkisini iyiden iyiye artıran ve milyonlarca işçinin işinden olmasına
neden
olan global ekonomik kriz. Ancak iş dünyasının sorunu elbette
sadece bu
kriz değil; zira geçtiğimiz günlerde Avrupa Komisyonu tarafından
yayınlanan bir rapora göre, Avrupa'nın bilişim sektöründe çalışan
kalifiye mühendislerinin sayısı 300.000 gibi yüksek bir değerde düşüş
yaşayacak
ve özellikle Avrupa'da IT sektöründe çalışan her 5 kişiden biri
kadın
olacak.
IT sektöründe çalışan ve bu bağlamda 'Cyberellas' olarak
da
adlandırılan kadın mühendislerin sayısının oldukça yetersiz olduğunu
ifade eden
Avrupa Komisyonu, Alcatel-Lucent, Motorola, Microsoft, Orange-France
ve IMEC
gibi önde gelen ve IT sektörüne yön veren şirketlerin bu sektörü
kadınlar için
daha cazip kılmak için girişimlerde bulunacağının altını çizdi. Yapılan
ve
yapılacak çalışmalar için herkese teşekkür ediyoruz .
Son
olarak bilişim sektöründe adından söz ettirmiş kadınlardan birkaç örnek
vermek istiyorum…
MELTEM
YILMAZ TORAL
ABD'de
AskJeeves arama motoru sisteminin web yüzünü tasarladı ve
programladı. Şirket bünyesinde araştırma geliştirme projelerine öncülük
etti.
Geliştirdiği projeler arasında çocuklar için "Hear Jeeves Talk"
isimli bir öğretici/asistan da vardı, böylece ajkids.com sisteminin daha
kolay
kullanılmasını sağladı. Daha sonra büyük bir firmada teknik
eğitimlerden, yeni
programcıların yetiştirilmesinden ve kodlama geliştirmeden sorumlu
olarak
çalıştı. Şu anda yeni girişimlerle uğraşıyor. 30'lu yaşlarında.
Bilgisayar
Bilimleri, Ekonomi, Endüstriyel İlişkiler ve Çince eğitimi almış.
AKKANNA
PECK
Şu
anda Netscape Communications' da çalışıyor. Meşhur Mozilla Internet
tarayıcısının GNU/Linux ortamına aktaran anahtar yazılım
geliştiricilerden.
Daha önce Sun Microsystems, Silicon Graphics ve Apple Computer için
çalışmış.
Favori programlama dilleri C, C++, Java, JavaScript, Python, Perl, sh,
csh,
Lisp, Scheme ve FORTRAN. 30'lu yaşlarında. Matematik lisans eğitimi
almış.
DENİZ
AKKUŞ KANCA VE
NİLGÜN BELMA BUGÜNER
Internet
üzerinden bir grup zeki insanı
bir bilgi işlem dokümantasyon projesi etrafında örgütlemek, onları çekip
çevirmek, ortaya tutarlı bir bütün çıkarmak, insanları organize etmek,
bütün
bunları gülümseyerek, sabırla ve dünya standartlarında yapmak kolay bir
iştir
diye düşünecek olursanız, bir daha düşünün derim. (ya da kendiniz
deneyin ve
acı dolu günler geçirin ) Bu tür zor bir işin altından
kalkmak için iki zeki, yetenekli, disiplinli
ve çalışkan kadın gerekiyordu. Eğer bugün GNU/Linux kullanan ve Türkçe
konuşan
insanlar herhangi bir ek çaba harcamadan sistemlerini Türkçe
kullanabiliyor,
hata mesajlarını ve destek bilgilerini ana dillerinde alabiliyorlarsa,
pek çok
karmaşık işin Linux tabanlı sistemler üzerinde adım adım nasıl
yapılacağını tek
bir kaynaktan, tutarlı bir şekilde "NASIL" (HOW-TO) belgeleri
ile öğrenebiliyorlarsa bunun
sorumlusu bu iki bayandır.
ADA
LOVELACE
Mekanik bir bilgisayar
tasarlayan İngiliz
Charles Babbage'ın makinesi üzerine yazılmış bir Fransızca makaleyi
tercüme
ederek İngiliz mühendise gönderdi. Bundan etkilenen Babbage, Lovelace
Kontesi
Ada'dan söz konusu makaleye kendi notlarını da eklemesini istedi. Ada,
çevirdiği makalenin üç katı uzunluğuna erişen kendi orijinal notlarını
Babbage'a
gönderdi ve aralarında yoğun bir iletişim başladı.
Leydi
Lovelace'a göre bu tür bir makine
uygun şekilde programlanırsa karmaşık müzik eserleri bestelemek, grafik
üretmek
ve karmaşık matematiksel problemleri çözmek için kullanılabilirdi. Genç
kadın
haklıydı.
Ada
Lovelace, Babbage'a gönderdiği
mektuplarda söz konusu makinenin belli ve sonlu sayıda adımdan oluşan
bir plan
kullanarak ne şekilde Bernoulli sayılarını hesaplayabileceğini tarif
ediyordu.
Bu plan, bilgisayar tarihinde somut bir makineye uygulanabilecek olan
ilk
"bilgisayar programı" olarak kabul edilmektedir.
1979
yılında, ABD Savunma Bakanlığı
tarafından geliştirilen meşhur programlama dillerinden birine "ADA"
ismi verildi.
Leydi
Ada'nın iletişim kurduğu tek büyük
yaratıcı Babbage değildi. Sosyal hayatında yer alan isimler arasında Sir
David
Brewster (kaleydoskopun mucidi), Charles Wheatstone, Charles Dickens ve
Micheal
Faraday da vardı. Bilinen ilk bilgisayar programcılarından olan,
müzikle,
atlarla ve hesap makineleri ile ilgilenen bu dahi, tutkulu kadın hayata
gözlerini yumduğunda sadece 35 yaşında idi.
GRACE
MURRAY
1928
yılında Vassar College'dan
matematikçi ve fizikçi olarak mezun olan genç kadın 1934 yılında Yale
Üniversitesi'nden matematik doktorasını aldı. Bu parlak genç kadına göre
"bir
şeyin şimdiye kadar hep o şekilde yapılmış olması bir gün bambaşka
şekilde
yapılamayacağını gösteren bir argüman olamazdı."
1943
yılında ABD donanmasına katılan
Grace, Mark I, Mark II ve Mark III bilgisayarları üzerinde geliştirdiği
programlardan ötürü donanma nişanı ile ödüllendirildi. Grace artık
"koramiral"di.
Olanca
hızı ile programlama
araştırmalarına devam Grace Murray Hopper değişik derleyiciler üzerinde
çalışmaya başladı. Otomatik faturalama ve hesaplamalar için İngilizce
komutlardan oluşan ve UNIVAC üzerinde çalışan bir programlama dili
geliştirmeye
ağırlık verdi. "Programlarımızın tamamını İngiliz dilinden komutlar
içeren, kolay anlaşılabilir bir programlama dili ile yazabiliriz"
dediğinde çevresindeki bilgisayarcılar ve matematikçiler ona güldüler
çünkü
"bilgisayarlar İngilizce diline benzer bir dille programlanamazdı.”
Meydan
okumayı kabul eden Grace üç yıl sonra, 1952'de, COBOL programlama dilini
ve
derleyicisini ortaya koydu. Dönemin devasa bilgisayarlarında
programların
düzgün çalışmasını engelleyen gerçek, fiziksel bir böcek bulan Dr. Grace
Murray
Hopper bilgisayar hatası anlamına da gelen "böcek" ("bug",
"debugging", vs.) terimini de kültürümüze armağan etti.
Grace
Murray Hopper, 1991 yılında ABD'deki
en prestijli bilimsel ödüllerden biri olan Ulusal Teknolojisi Madalyası
ile
ödüllendirildi. Bunu alan ilk kadın bilgisayarcı idi. Hopper, 1986'da
donanmadan, çalışan en yaşlı üye olarak emekli olmuş ve 79 yaşında DEC
firmasında üst düzey
danışman olarak yeni bir kariyere başlamıştı.
Sonuç
olarak verdiğim örneklerde de
görüldüğü gibi biz kadınların da (eğer fırsat verilirse ) bilişim
alanına katkılarımız küçümsenemeyecek kadar önemlidir.
Kaynaklar: