Merhaba sevgili okurlar... “Bu ay ne yazayım?” diye düşünürken bir anda
masamda bana göz kırpan o yüce aygıtı gördüm ve “Neden olmasın?” dedim. :)
Anahtarlığımızdan, cebimizden ya
da çantamızın bir köşesinden eksik etmediğimiz USB belleklerimiz bilgisayarımıza
uzun yıllardır daha fazla işlev kazandırmaya devam ediyor.
Bilgisayar ve çevre birimleri arasındaki bağlantıları belli bir
standarda oturtmayı hedefleyen “plug and play” mantığına dayalı USB yuvaları
artık her bilgisayarda mevcut. Bu yuvalar yüksek veri transfer hızı, cihazların
bilgisayar çalışırken de takılıp çıkarılabilmesi gibi pek çok özelliğe sahip.
Ayrıca bağlandıkları bu cihazlara güç sağlayan mini bir priz görevi de görüyorlar.
USB (Universal Serial Bus-Evrensel Seri Yolu) 1996’da ortaya çıkmasına
rağmen 1998’de Windows 98’in sunduğu USB desteğiyle ilgi görmeye başladı. Önce USB fareler, ardından tarayıcılar,
modemler, CD sürücüler ortaya çıktı.
Flash bellek, flash disk, USB
hafıza ünitesi, USB flash sürücü gibi isimleriyle de anılan bu ürünler hiçbir
harici güç kaynağına veya pil gücüne de ihtiyaç duymuyor. Güç kesintisinde dahi
içindeki bilgileri kaybetmeyen, defalarca yazılıp silinebilen bellek çeşidi
olan flash bellekler MP3 playerlarda, cep telefonlarında, dijital görüntü
aygıtlarında yaygınca kullanılmaktadır. Saklayabildikleri veri miktarlarına
göre isimlendirilen 16 MB’tan başlayan ve 256 GB’a kadar ulaşan (128 MB, 512
MB, 1 GB, 2 GB, 4 GB, 8 GB, 16 GB, 32 GB, 64 GB, 128 GB) bu ürünler sayesinde
istediğimiz kadar yazıp silme olanağı bulduğumuz disketlerimiz oldu.
USB teknolojisindeki alternatiflere baktığımızda USB 1.1 ve USB 2.0
görülecektir. USB 1.1 teknolojisi saniyede 12 Mbit (12 Mbps-yani 1,5 Megabyte)
veri transferi yapabiliyor; çoğaltıcı hublar ile de USB bağlantısına aynı anda
teorik olarak 127 USB cihazı takılabiliyor fakat USB bağlantısı kullanan flash
belleklerin yüzlerce MB taşıması, harici sabit diskler ve video kameraların
bilgisayara bağlanıyor olması bu teoriyi engelliyor. USB’ye ek olarak geliştirilen
Firewire teknolojisi, sunduğu 400 Mps hızla sayısal video kaydedicilerde bu
teknolojinin tercih edilmesini sağladı. Firewire kısaca 400-800 Mps hızında
veri transferini destekleyen Apple tarafından geliştirilmiş yüksek hızlı arayüz
bağlantısıdır. USB’ye benzemekle birlikte kullanım alanı farklıdır. USB veri
yoluyla klavye, mouse gibi düşük hızla çalışan cihazları bilgisayarlara
bağlarken Firewire yüksek veri aktarım hızıyla video cihazları, kameralar,
harici disk gibi cihazlar için kullanılır.
USB 2.0 sayesinde de 480 Mps hız olanağı sağlanmış oldu. 1.1 ürünlerle
karşılaştırırsak 2 ila 13 kat hızlı olan 2.0 USB’ler ciddi bir kazanç sağlamış
oluyor. USB 2.0 ve Firewire karşılaştırılırsa Firewire mali anlamda biraz
zorlasa da teorik anlamda 80 Mps daha yavaş olmasına rağmen harici sabit
disklerde USB 2.0’ı geçmeyi başarıyor. Firewire bir bilgisayara gerek duymadan
iki elektronik ürünün doğrudan birbirine bağlanmasını sağlıyor. Firewire CD ve
DVD oynatmada da önde olmasına rağmen bu diskleri yazma konusunda USB öne
geçiyor.
Firewire‘ ın özelliklerine
rağmen ondan 8-10 kat daha fazla üretilen USB ürünler çok daha yaygın durumda.
Peki USB bellek alırken nelere dikkat etmeliyiz? Öncelikle dikkat etmemiz
gereken belleğin SLC (single-level cell) mi MLC (multi-level cell) mi
olduğudur. Bunlar belleğin hızını belirler. SLC, MLC’ye göre iki kat daha hızlı
ve dayanıklıdır. Vista ile gelen konsept ile birlikte - WindowsReadyBoost
destekli USB bellek olması kaydıyla- bellek harici bir RAM olarak
kullanabiliyor. Bu yüzden Vista kullanıldığında alınan USB belleğin
WindowsReadyBoost destekli olmasına dikkat edilmeli.
USB bellekleri incelerken asıl dikkatimi çeken birbirinden ilginç
fikirlerle tasarlanmış USB bellekler oldu. Hamburger şeklinde olanı mı
dersiniz, şişe şeklinde olanı mı, kuru kafalısı mı... İçlerinde en ilginci de
kesik parmak şeklinde olanı. Biraz da ürkütücü aslında. Yoksa bilgisayar da kendi
radyasyonundan etkilenip garip garip fiziksel özellikler kazanmaya mı başladı
dedirtiyor kenardan beliriveren parmak.
Bunların dışında bilgisayara kazandırdığı işlevler de var demiştik.
Çöpe atmaya hazırladığınız gereksiz evrakları bir güzel doğrayan evrak
kıyıcı ilgi çekebilecek USB işlevlerinden bir tanesi. Tamamen kurtulmak
istediğiniz kağıtlar saman balyasına çevriliyor, siz de sonsuza dek o
kağıtlardan kurtulmuş oluyorsunuz. Soğuk kış aylarında, bilgisayarınızın USB
yuvası ile soğuk el ve ayaklarınızı ısıtmayı bekleyen bir çift terlik ve
eldiven de dahice düşünülmüş bir fikir. Biraz da romantizm arıyorsanız USB
üzerinden çalışan bir aydınlatma lambası fena bir fikir gibi gözükmüyor. Jel
benzeri bir maddenin alttan ısıtılmasıyla ışıltılı pulların salınması keyifli
bir manzara oluşturuyor. Nem kaybını önleyen koku da yayabilen USB ortam nemlendiricisi
gözlerin yanıp burunların sızlamasını önlüyor. Bununla birlikte USB fan
tasarımı da eksik olmuyor tabii ki. Pil şarj makinelerinin USB üzerinden
çalışmasının dışında USB üzerinden şarj olabilen piller de ilgi çekici bir
fikir. USB mini buzdolabı ve kahve ısıtıcıları da bilgisayar başında içeceksiz
kalmamanız için güzel bir aksesuar. Bilgisayarınızın yanında USB ile çalışan
saksısıyla duran bir bitki... Saksısı bitkinin tüm fotosentez ihtiyaçlarını
bilgisayardaki yazılımla karşılayabiliyor. Klavye ve çevresinin temizliği
düşünülerek icat edilmiş USB elektrikli süpürge aslında bu ilginç tasarımlar
karşısında en gerekli olanı gibi gözüküyor. :)
Yanımızda binlerce dosyayı zahmetsizce taşımamızı sağlayan, elden ele
dolaşan bu ürün hayatımızdan kolay kolay çıkacağa benzemiyor. Bu farklı
tasarımlarıyla da hayatımıza içindekilerden başka dışıyla da renk katıyor.
Gidişata bakılacak olursa ilerde belki de günlük işlerimizin hiçbirini bize
bırakmayacak. Her an bir dosyaya ihtiyaç duyabileceğinizi, USB belleklerinizi
yanınızdan ayırmamanız gerektiğini ve yaşam tarzınıza göre bu ürünün farklı
tasarımlarını bulabileceğinizi unutmayın. Bir dahaki sayımızda görüşmek üzere.
Kaynaklar: