Merhaba sevgili okular, Temmuz ayımızda mobil haberleşmenin 2.75 inci jenerasyonu olan ve 3. neslin
başlangıcı sayılan EDGE teknolojisiyle ilgili bir yazımız olmuştu. (Mobil Haberleşmede 3. Nesil). Dur durak bilmeyen teknolojik ivmenin artışı, günümüzde aşırı popülerlik kazanan mobil haberleşmede özellikle Türkiye’de çığır açacak bir atılımla hız kazanmaya devam edecek. Özellikle diyorum çünkü teknolojiyi tam anlamıyla yakından takip edemeyen bir ülkede yaşıyor olduğumuz gerçeğini de göz ardı etmek istemiyorum. Avrupa’nın 4G teknolojisini hayata geçirdiği ve Korelilerin 5G üzerinde çalışmalar yaptığı şu yıllarda birkaç milyon EDGE teknolojisini destekleyen cep telefonunun son yıllarda satışının yapılmış olmasına karşın birçoğumuzun EDGE fonksiyonları hakkında bihaber olması da sorunun nerede olduğu konusunda bizi kuşkuya düşürmekte.
Bütün eleştirilerimi bir kenara bırakıp, mobil haberleşme teknolojisi ile ilgili bugüne kadar olan ilerlemeleri analiz etmek ve araştırmalarım sonucunda elde ettiklerimi değerlendirmek istiyorum.
Haberleşmenin Kısa Tarihi
Aslında haberleşmenin tarihi çok eski zamanlara dayanır. 1790 yıllarına kadar haberleşme ateş, duman,
güvercin ile yapılırken 1792 tarihlerinde optik telgraf yöntemi kullanılmıştır. Ben şahsım adına konuşuyorum; hayatımda hiç telgraf görmedim ama kısa süre içinde haberleşme teknolojisinin hız kazanması sayesinde, ileriki nesillere analog telefonlar müze unsuru olarak kalacak gibi.
Haberleşme, kaba bir şekilde iki nokta arasındaki ses, işaret, yazı alışverişi olarak tanımlanabilir. Bugüne baktığımızda mobil haberleşmenin kısa süre öncesine kadar sadece ses alışverişi olmasına karşın bugün tartıştığımız 3G teknolojisi, alışverişin sayısal veri olarak yapılmasına olanak vermektedir.
80’li yıllarda telli ya da telsiz telefonların moda olduğu zamanlarda elektromanyetik dalgaların telekomünükasyon aracı olarak kullanılması fikri teorik anlamda zaten mümkündü ve 70’li yıllarda Avrupa’da, ilk jenerasyonun (1G) doğuşu olarak hücresel analog telefonlar kullanılmaya başlanmıştı. İletişimde uydu çağı olarak bilinen 1950’ den sonrası (1965 Intelsat ilk haberleşme uydusu Early Bird ya da Intelsat I) için ses amaçlı uydu sistemleri kullanılmıştı.
İnternetin ve Mobil İletişimin Yolları Kesişiyor
İnternetin ve mobil iletişim ağlarının tarihçesi birbirleriyle örtüşmektedir. 2000’li yılların başında iki teknolojinin yollarının tam anlamıyla kesiştiği anlaşılmıştı. İnternetin sayısal veri taşıması amaçlanırken, mobil iletişimin ise ses taşıması amaçlanmıştı. İnternetin büyük başarısının altında yatan unsur sesin, metnin, resmin, videonun yani her türlü verinin sayısal veri olarak iletilmesiydi. Mobil iletişimde SMS’ in kullanılması büyük problemleri beraberinde getirdi. Mobil teknolojide bir devrim yaratan, veri iletişimi için yetersiz kalan AMPS, NMT gibi standartlara dayalı analog ağları geride bırakan Avrupa, 2. neslin(2G) başlaması için öncülük etmiştir.
GSM’ de veri iletişimi ön planda tutulmadı. GPRS standardının ortaya atılmasıyla 3. nesle adımlar atılmaya başlanmıştı. Yetersiz kalan veri iletişim hızı ve bant genişliği her an yeni bir standardın ortaya çıkmasına sebep oluyordu. Evrensel Mobil İletişim Sistemi(Universal Mobile Telecommunications System ) UMTS ise 3. nesil iletişim standardı olarak kullanılmaya başlandı. 3G teknolojisini ilk kullanmaya başlayan Japonya (1998) FOMA(Freedom of Mobile Multimedia Access) adlı standart üretmiştir.
Bu tasarımların ihtiyaçları karşılayamaması sorununa çözüm amaçlı HSDPA(High Speed Downlink Packet Access) ve HSUPA(High Speed Uplink Packet Access) standartlarıyla yüksek hızda veri paketi yükleme hedeflenmiştir.(3G’den 4G ye geçiş için uygun standarttır, 3.5G olarak da bilinmektedir)
Yapılan bu kadar yenilik ile en başta hedeflenen gelişmiş hizmet kalitesidir kuşkusuz. Düşük kurulum maliyeti ve önceki teknolojilerle uyum sağlama gibi avantajları ile düşük maliyet ile yüksek kalitenin amaçlanması da en büyük artıdır. Verinin sayısal olarak işlenmesiyle görüntülü konuşma, TV izleyebilme gibi yüksek veri paketi alışverişi gerektirecek işlemlerde avantajlar sağlanabilecek. 2 Mpbs download hızı ile dosya indirilebilme imkanı sağlayarak çok önemli sıkıntıların önüne geçmesinin yanında kapsama alanı gibi en önemli unsur konusunda ciddi sıkıntılar yaşamaktadır. İşte bu sebeple yeni bir nesil olacak olan 4. nesil ile ise (4G) bu probleme çözüm bulacak standartlar geliştirilmiştir.
4G ve WiMax Teknolojisi
4G ile gelen en önemli gelişme WiMax teknolojisidir. İnternet ve mobil teknolojinin kıyasıya mücadelesinde,
kablosuz internetin son teknolojisi WiMax’ in artık “mobil WiMax” diye de bilinmesi internetin boynunu bükecek gibi görünüyor. Mobil iletişim çağının en büyük devrimi WiMax, vericisinden 60 km uzaklığa 75 Mpbs download hızı sağlamaktadır. 3G’deki kapsama alanı sorununu çözmeyi hedefleyen 4G, 2G’den sonra 4G ye kadar gelen bütün standartları destekliyor.
Türkiye’de ilk WiMax çalışmalarının Intel’in de desteğiyle, Yozgat’ın Boğazlıyan ilçesindeki 5 okulda yapılması büyük bir gelişme olarak görüldü. Ardından “WiMax Ambulans” olarak bilinen Ankara Numune Hastanesi’ndeki bir ambulansta hastaların tüm bilgilerinin hastaneye kablosuz iletişimle aktarılması sağlandı. Hastanın, hastaneye ulaşmadan bilgilerinin işlenmesiyle, zaman kaybetmeden tedavi olabilme imkanı sağlayan bu teknolojinin, kişisel iletişimin dışında ehemmiyeti yüksek bu tarz işlerde de kullanılması, WiMax teknolojisinin ciddi oranda ağırlığını bize göstermektedir.
Türkiye ve 3G
3.Nesil telefon teknolojisinin lisans ihalesini 3 kanalla rakiplerinden(Avea, Vodafone) önde alan Turkcell, 81 ilde 30 Temmuz 2009 da aynı anda 3G uygulamasını başlatacaktır.(Siz bu yazıyı okurken uygulamanın sorunsuz bir şekilde başlamış olacağını düşünüyorum)
Yazımın başında Türkiye’deki bu teknolojileri destekleyen cihazların az olduğunu ya da sahip olsak dahi ne işe yaradığını bile tam olarak bilmediğimizi belirtmiştim. Tabii ki sadece sorun yaratacak şeyin bu olmadığını bilmemiz gerekiyor. Bunun bir de vergi sorununun olacağını düşünürsek yanlış olmaz. Eğer kontörlü hat kullanıcısıysak Özel İletişim Vergisi’nden faydalanamadığımızı da bilmemiz gerek. Aslında bizim aldığımız kontörler sadece ses kontörü diyebilirim. Peki mobil internet uygulamasında data kontörü diye bir şey olabilecek mi? Peki bu yüksek vergilerle 3G hizmeti sorunsuz uygulansa da fiyat konusunda nasıl bir memnuniyet göstereceğiz merak ediyorum.