Merhaba sevgili okurlar.
Fiber optik kablolar
teknolojinin hemen hemen her alanında var. Peki, bizim bu konuda ne
kadar bilgimiz var? Gelin, bu konuda biraz bilgi edinelim.
Fiber Dünyası (Fiber Optik Kablolar)
Fiber, ışık
kaynağından gelen sinyallerin hedefteki kaynağa iletilmesidir. Bu ışık
sinyaliyle modüle edilmiş bilgiler, cam yüzey üzerinde taşınırlar.
Fiberi kaplayan kablolar ise ışığı taşıyan camın kırılmasına ve sinyal
kaybına karşı bir koruma sağlar. Fiberler ortalama bir saç boyutundadır.
Kırılma ve sinyal kayıplarına karşı, çok iyi korunmuş ve yapılandırılmıştır.
Bu
şekilde üretilmiş kabloların tercih edilmesinin en büyük sebebi,
çevresel şartların ağır olduğu; nemli, rutubetli, elektriksel alan
parazitlerinin yoğun olduğu yerlerden etkilenmemesi ve her zaman stabil
bir bağlantı sunmasıdır. Fiber optik kablolar, iletimi
ışık hızıyla, yani saniyede 300 bin km’lik hızla gerçekleştirirler. Bu
yönleri sebebiyle uzak mesafelere veri aktarımı için tasarlanmışlardır. Fiber sistemler, manyetik indüksiyonun neden olduğu kablolar arası karışmadan etkilenmezler çünkü cam ya da plastik yapılı olup akım akışının meydana getirdiği manyetik alanları yoktur.
Fiber kablolar,
yıldırımın, elektrik motorlarının, floresan ışığın ve diğer elektriksel
gürültü kaynaklarının neden olduğu statik karışmadan etkilenmezler;
bunun bir nedeni de, fiber optiklerin elektrik iletmeme özelliğidir.
Ayrıca, fiber kablolar enerji yaymazlar; dolayısıyla, diğer iletişim
sistemleriyle girişime yol açmaları mümkün değildir. Bu özellik, fiber
sistemleri askeri uygulamalara çok uygun hale getirir; askeri
uygulamalarda, nükleer silahların etkileri, (EMP, elektromanyetik darbe
girişimi) klasik iletişim sistemleri üzerinde çok kötü sonuçlar yaratır.
Yapıları gereği, optik
frekanslar daha geniş bant genişlikleri sağladıkları için, fiber
sistemler daha büyük bir kapasiteye sahiptir.
Fiber optik kabloların
dezavantajları da bulunmaktadır. Örneğin; mevcut şebekeye
ayarlanmasında zorluklar çıkmaktadır. (bakır devre ve fiberin
uyuşmaması) Dijital ve analog sistemler uyuşmamaktadır. Yerel (local)
şebekelerde fiber optik kabloya olan ihtiyaç fazla olmadığından yerel
şebekede kullanılacak teçhizat geliştirme çalışmaları yavaş yavaş
yürütülmektedir. Mevcut teçhizatlar ise çok pahalıdır. Fiber optik
kabloların, pratikte 5 km’den kısa mesafelere çekilmesi ekonomik
değildir.
Optik Fiberlerin Kullanım Alanları
Zayıflamanın az, bant
genişliğinin büyük, kanal başına düşen maliyetin düşük olması nedeni
ile, uzun mesafeli, büyük kapasiteli haberleşme sistemlerinde ve orta
mesafeli, küçük kapasiteli sistemlerde, hem örneksel hem sayısal iletime
olanak sağlaması ve geniş bantlı servis verebildiğinden özellikle
santraller arası (jonksiyonlu) bağlantıda, düşük kayıp, yüksek hız
nedeni ile bina içlerindeki iletim sistemlerinde (plastik fiberlerle),
kapalı devre televizyon sistemlerinde, veri (data) iletiminde,
elektronik aygıtların birbirleriyle bağlantısında, havacılık alanında
(radar), yüksek hız gerektiren aygıtlar arası ve uçak iç donanımlarında,
demiryolu elektrifikasyon ve sinyalizasyon uygulamalarında, yüksek
gerilim iletkenlerinin içine fiber damarlar yerleştirilerek
iletkenlerin, enerji taşırken aynı anda haberleşmeyi de sağlamasında,
trafik kontrol sistemlerinde, nükleer enerji santrallerinin ve radyo
aktif ışınların iletişimi bozduğu yerlerde kullanılırlar.
Fiber Optik Temelli Hizmetler
1990’lardan itibaren
hızla yaygınlaşan İnternet erişimi başta olmak üzere, ses hizmetlerinin
ve görüntü hizmetlerinin, teknolojik gelişmelere de paralel olarak
yüksek kalitede sunulabiliyor olması müşteri beklentilerini
arttırmaktadır. Bu beklentileri karşılayabilecek teknolojik altyapılar
arasında, fiber optik kablo temelli geniş bant erişim şebekeleri en ön
planda yer almaktadır.
Buna
karşılık, mevcut sabit geniş bant erişim altyapılarının fiber
şebekelerine dönüşümündeki finansal yatırım güçlükleri ve mobil
şebekelerin sunduğu olanakların artışı, dünya çapında kamu ve özel
sektörün bu yatırıma temkinli yaklaşmasına da neden olmaktadır.
Dünya çapında kurulu
veya kurulması planlanan fiber optik kablo temelli şebeke altyapıları
adlandırılmakla birlikte, sık olarak kullanılan tanımlamaları şu şekilde
özetleyebiliriz:
FTTH (Fiber to the Home):
İşletmecinin merkezinden, (en azından) son kullanıcının evdeki yaşam
alanının veya ofisteki çalışma ortamının sınırına dek fiber optik
kabloyla kurulan telekomünikasyon mimarisidir. Her kullanıcı, merkez
ofise ayrı hatlarla bağlanmaktadır.
FTTB (Fiber to the Building):
İşletmecinin merkezinden, son kullanıcı(lar)nın ev/site/ofisinin
sınırına dek optik fiber kabloyla kurulan telekomünikasyon mimarisi. Bu
mimaride kullanıcı, yaşam/çalışma alanı ile fiber optik kablonun
sonlandığı nokta arasındaki bağlantı fiber optik kablo dışındaki bir hat
ile (bakır kablo, vb.) sağlanır.
FTTB,
mevcut binaların ve telekomünikasyon altyapılarının olduğu noktalarda
tercih edilmektedir. Ancak, yaşam/çalışma alanına erişimde kullanılan
hatların getirdiği sınırlamalar nedeniyle nihai bir çözüm değildir.
Bir FTTB
mimarisi, kullanıcı erişim noktasında kullanılan hattın fiber optik
kabloya dönüştürülmesi ile FTTH’e dönüşür. Bir başka bakış açısıyla,
FTTB mevcut binalarda kullanılmaya elverişli bir çözüm olmakla birlikte,
FTTH yeni bina/yerleşim alanlarında tercih edilen bir mimaridir.
FTTB/FTTH şebekelerin büyüklükleri, ulaşılan ve fiber temelli hizmeti almaya hazır ev/iş yeri sayısına göre belirlenir.
FTTB/FFTH şebekeleri
üzerinde verilen temel hizmetler, Üçlü Oyun (Triple Play) olarak da
adlandırılan; İnternet erişimi, ses ve görüntüdür. (HDTV/IPTV, isteğe
bağlı video –video on demand-, vb.) İnternet üzerinde halihazırda
taşınan ses ve görüntü bu tanıma dahil değildir. Bu ana hizmetlere
paralel olarak, çevrim içi oyun, karaoke, film/video izleme ve görüntülü
telefon gibi yeni hizmetlerle, tele-sağlık ve telemetri gibi uygulamaların da zamanla yaygınlaşacağı öngörülmektedir.
Dünyada Durum
Ekim
2006 itibarıyla, dünyada 6 milyonu Uzak Doğu’da, (Japonya ağırlıklı) 1
milyonu ABD’de ve yaklaşık 700 bini Avrupa’da olmak üzere 8 milyonun
üzerinde fiber temelli hizmetlerden (FTTH/FTTB) yararlanan kullanıcı
mevcuttur. Bu rakamın hızla büyüyerek 2009 yılında 38 milyona ulaşması
beklenmektedir.
Türkiye’de Durum
Türkiye’de geniş bant
tanımı içindeki en yaygın sabit hizmet olan ADSL’in, yakın dönemdeki
gelişim haritası içinde dahi, bugün dünyada fiber üzerinden sunulan
hizmetlere paralel hız ve kalitede hizmetlerin sunulabilmesi, altyapıda
bir geliştirme yapılmaksızın mümkün görülmemektedir. Bu açıdan, fiber
optik kablolu altyapı yatırımlarının yapılmasının gerekli olduğu
görülmektedir. Mevcut düzenlemeler itibarıyla, Telekomünikasyon Hizmet
ve Altyapılarına İlişkin Yetkilendirme ile Geçiş Hakkına İlişkin
Yönetmeliğin yayınlanmış olması, olumlu bir gelişmedir.
Kaynak: