Temmuz 2009 | Sayı : 4
      Elektromanyetik Radyasyon Temmuz 2009 | Sayı : 4

Evlerimizde, iş yerlerimizde rahatlıkla gün boyu kullandığımız teknolojik ürünlerin hayatımızı kolaylaştırdığı kaçınılmaz bir gerçektir. Onlar sayesinde tek bir düğme yardımıyla çevremizi aydınlatıp ısıtabiliyor yiyeceklerimizin taze kalmasını sağlayıp dünya ile iletişim kurabiliyoruz. Ayrıca onları eğlence kaynağımız olarak da kullanıyoruz. Ancak bu yararlarının yanında onların insanoğluna ne kadar kötülük ettiğini çoğu zaman görmezden geliyoruz. Bu elektronik aletler elektromanyetik alan oluşturuyor ve insan sağlığını olumsuz yönde etkiliyor. Kanserli ölümlerin artması, canlı türlerinin yok olması, hava kirliliği, artan mikroplar, salgın hastalıklar, ozon tabakasının delinmesi, stres...

İnsan bedenini etkileyen 100 mA’lik bir elektrik akımının bile ciddi yaralanmalara ve hatta ölümlere yol açtığı elektriğin zararlı etkisini ortaya koymaktadır. Ancak 25 yıldır yapılan araştırmalarla elektriğin başka zararlı etkileri üzerinde duruluyor: Elektromanyetik alan etkisi.

Elektromanyetik kirlilik çevre ve insan sağlığını olumsuz etkileyen elektromanyetik dalgaların oluşturduğu alanın limit değerlerinin üzerinde olmasıdır. Yani tüm elektrikli cihazların doğaya fazladan yaydığı zararlı dalgalardır.

Modern çevrede yaşam süren insanlar şüphesiz doğal çevreye göre daha çok elektromanyetik alan ve dalga içinde bulunuyor. Doğal çevredeki elektromanyetik alan insanların evrimsel özelliği gereği korunabilecekleri boyutlardadır. İnsanların yediklerini tüketmesiyle vücut ısıları olan 37ºC dereceyi sabit tutmak için kendi çaplarında yaydıkları bir alan vardır ve insanlar bu şekilde doğayla bir uyum içindedir. Modern hayatla bu uyum gün geçtikçe bozulmaktadır. Bu elektromanyetik alan ve dalgalara maruz kalma süresi onun vücuttaki hasar oranını belirleyen birinci faktördür. İkinci faktör de maruz kalınan uzaklıktır.

 

ELEKTROMANYETİK RADYASYON (EMR):

 Bir maddenin atom çekirdeğindeki nötron sayısı proton sayısından büyükse bu madde kararsızdır. Kararlı hale gelebilmek için nötronlar alfa, beta, gama gibi çeşitli ışınlar yayarak parçalanırlar. Çevresine ışın saçan bu maddeler radyoaktif maddelerdir ve yayılan ışınlar ise radyasyondur. Radyasyon tüm evreni saran bir enerjidir. Elektromanyetik radyasyonların en küçük birimi fotondur. Elektromanyetik radyasyon, iyonlaştırıcı radyasyon ve iyonlaştırıcı olmayan radyasyon olmak üzere iki gruba ayrılır.

 

İyonlaştırıcı Radyasyon:

Madde içinden geçen bu radyasyon tipi, enerjisini ortama aktarır ve ortamdaki atomları doğrudan ya da dolaylı yollarla iyonlaştırır. X, gama, alfa, beta ışınları bu gruptandır. Maruz kalan canlılar üzerinde yorgunluk, bulantı, kusma 0- 220 rem dozları arasında görülür. 5000 reme kadar olan dozlarda artarak %20, %50 ve bir hafta içerisinde % 100’e varan ölümlere yol açar. İyonlaştırıcı radyasyon, elektromanyetik radyasyon ve parçacıklı radyasyon olmak üzere ikiye ayrılır: Elektromanyetik radyasyonlar x ve gama (γ), ışık ve radyo dalgaları gibi yüksek enerjili ışınlardır. Parçacıklı radyasyonlar da alfa (α), beta (β) gibi maddeyi iyonlaştırıcı etkileri fazla olan radyoaktif ışınlardır.

 

İyonlaştırıcı Olmayan Radyasyon:

Radyo dalgaları, kızılötesi, morötesi (ultraviyole) ışınlar bu gruptandır. Elektrik enerjisiyle çalışan aletler de bu gruptadır: Trafo istasyonları, televizyon, bilgisayar ekranları, radyo, uydu iletişim sistemleri, tıbbi cihazlar, baz istasyonları... Bu radyasyon çeşidi optik radyasyonlar ve EMR özelliğindeki radyasyonlardır. Optik radyasyonlar deri kanserine ve görme kaybına yol açan kaynağını güneşten alan ultraviyole ışınlardır. EMR nitelikli radyasyonlar da radyo dalgaları, mikrodalgalar, cep telefonları, bilgisayarlar, akım taşıyan kablolar vb.’dir.

Radyasyon yayan cihazları şöyle bir incelediğinizde listenin hiç de kısa olmadığını görebilirsiniz:

Buzdolabı, televizyon, mikrodalga fırın, çamaşır makinası, bulaşık makinası, elektrikli battaniye, elektrik süpürgesi, ütü, saç kurutma makinası, tıraş makinası, televizyon, bilgisayar, telsiz telefon, cep telefonu, klima, radyo, müzik seti, Play Station, DVD oynatıcı...

Elektrikli ev aletlerinin yaydıkları elektromanyetik radyasyon değerlerine baktığımızda ilk sırayı beklenmedik bir alet alıyor: Saç kurutma makinesi. 50-500 miligaus(mG) arasında radyasyon yayıyor. Bilgisayar 20-60 mG arasında, televizyon 5-100 mG arasında, bir oyun konsolu ise 2-10 mG arasında radyasyon yayıyor.

 

 

Radyasyonun Zararları:

Çok yüksek frekanslı elektromanyetik parçalar kimyasal bağları kırabilecek bir enerjiye sahiptir. Bu bağların kırılmasına da “iyonlaşma” denir. İyonlaşabilen elektromanyetik radyasyonlar, DNA’yı parçalayabilecek kadar enerji taşır. DNA’daki ufak bir zedelenme kansere yol açabilecek kalıcı değişikliklere sebep olur. Herhangi bir nedenle de kansere yol açan hasarlı hücreler vücutta bulunabilir. Bu hasarlı hücrelerin elektromanyetik alana  maruz kalması bağışıklık sistemini bozar ve kanserin hızla gelişmesine yol açabilir. Saniyede 300.000 km gibi yüksek hızla hareket eden ışınlar kolaylıkla vücuda nüfuz edebilir. Yüksek radyasyon sonucu hayati tehlike yaratacak kadar çok hücre ölebilir, yapısı bozulabilir. Hatta genetik yapıyı etkileyen kromozomların tahribatıyla farklı genotipte oğul hücreler oluşabilir. Bu da mutasyon demektir. Kan ve üreme hücreleri gibi çabuk çoğalan hücreler ile hasarlı hücreler daha hızlı çoğalarak tümöre yol açabilir.

Yapılan araştırmalarda elektromanyetik radyasyonun yoğun olduğu çevredeki insanlarda sinirlilik, baş ağrısı, kronik yorgunluk, huzursuzluk, depresyon ve uyku bozuklukları gözlenmiştir. Son bilimsel verilere göre ise kıskançlık, şüphe, korku ve heyecan gibi beyin kimyasıyla ilgili duygusal bozukluklar da radyasyonun etkileri arasında. Yüksek gerilim hatlarının ve trafoların yakınında yaşayan insanlarda kanser riskinin arttığı gözlenmiştir. Radyo ve televizyon verici antenlerinin 1000 baz istasyonu gücünde sinyal yaydığı da araştırma sonuçları arasında.  Elektrikli aletlerle çok fazla zaman geçirdiğimizde ise baş dönmesi, baş ağrısı, mide bulantısı, halsizlik, boğazda kuruluk, unutkanlık, davranış değişiklikleri gibi elektriğe karşı alerjinin belirtileri olan durumlar gözlenir. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) açıklamasına göre elektromanyetik alanlar yüzünden yılda 9000 kişi depresyona girmektedir.

Radyasyon MS hastalığı, obezite, göz ve beyin hastalıkları, cinsel sorunlar, alzheimer, erken yaşlanma, hafıza kaybı, intihar, hamilelerde düşük riskine de yol açıyor. Çocuklar ise vücutlarındaki su oranının yüksek olması ve gelişimlerinin devam etmesi nedeniyle elektromanyetik radyasyondan yetişkinlere oranla çok daha fazla etkilenirler,  bağışıklık sistemleri bozulur, beyin tümörüyle karşı karşıya kalırlar.

 Gün boyu elimizden düşmeyen cep telefonları da tam bir mikrodalga kaynağıdır. Birçok bilimsel raporda cep telefonlarının baş ağrısı, endişe, kısa süreli hatırlamada azalma, kronik yorgunluk, deri uyuşukluğu, stres, kulak çınlaması, görüş alanında daralma gibi sağlık sorunları yarattığı belirtilmiştir. Elektromanyetik dalgaları hem alıp hem vererek aslında hem radyasyon alıcısı hem de vericisi olan cep telefonlarının yaydığı radyasyon konuşma sırasında kafatasından beyine ilerleyerek beyin hücrelerini etkiler.

Radyoaktif kirleticiler ekolojik dengeyi de bozmaktadır. Radyoaktif maddeler toz bulutlarına yüklenerek atmosferin yüksek katmanlarına yerleşip radyoaktif yağışları oluşturur. Etkisi çok uzun zaman sonra yeni nesillerde ortaya çıkmaktadır. Nitekim katliam 26 Nisan 1986’da Ukrayna’da yaşanan Çernobil kazası ülkemizin özellikle Karadeniz Bölgesi’nde ve Avrupa’da hava akımlarıyla pek çok alana yayılmıştır. Bu felaketle Karadeniz Bölgesi’ndeki kanser oranının arttığı tespit edilmiş ve yeni nesilde birçok sağlık sorunları ortaya çıkmıştır.  1945 yılında İkinci Dünya Savaşı’nın sonlarına doğru Hiroşima ve Nagasaki’deki atom bombası saldırısı da katliamla sonuçlanmıştır. Hiroşima dünya tarihinde nükleer saldırıya maruz kalan ilk şehir olarak ne yazık ki yerini almıştır.

Radyasyonun etkilerini dozlarına bakarak görmek istersek;

50 rem kandaki akyuvar sayısında geçici bir değişiklik meydana getiren en küçük dozdur. 100-200 rem arasında kusma, yorgunluk, halsizlik görülür. 3 hafta içinde iyileşme gözlenir. 300 rem dozunda kusma ve halsizlikle birlikte 2 hafta sonra saç dökülmesi görülür. 1 ay ile 1 yıl arasında bu hastaların %90’ı iyileşir. 400 rem dozuna maruz kalan kişilerde iştahsızlık, halsizlik, kusma, ateş, saç dökülmesi, hızlı kilo kaybı görülür ve % 50’si ölür. 600 rem dozunda ise hastaların %90’ı ölür.

 

Peki radyasyondan korunmak için neler yapabiliriz?

Öncelikle cep telefonu kullanımı mümkün olduğu kadar azaltılmalı, cihaz ile kulak arasına en az bir parmak mesafe konulmalı ya da kulaklık kullanılmalıdır. Ayrıca kalp ve bel hizasında tutulmamalıdır. Kullanılmayan

Patlama sonrası Çernobil Nükleer Santrali

elektrikli aletler fişi çekilerek kapalı tutulmalıdır. Düşük radyasyonlu bilgisayar ekranı, ekran filtresi ya da mümkünse LCD ekran tercih edilmelidir. Halojen ve floresan lambalar okuma lambası olarak kullanılmamalıdır. Elektrikli battaniyeler yatmadan önce kapatılmalıdır. Yatak odalarında televizyon ve bilgisayar bulundurulmamalıdır. Mikrodalga fırın çalışırken en az bir metre uzakta olunmalıdır. Televizyon en az iki metre uzaktan seyredilmelidir. Saç kurutma makinesi aralıklarla kısa süre kullanılmalıdır. Fotokopi makinelerinden en az 50 cm uzakta durulmalıdır. Elektrikli tıraş makinelri mümkünse şarjlı kullanılmalıdır. Konutlar yüksek gerilim hatlarından en az 100 metre uzaklığa yapılmalıdır. Yanıbaşımıza koyduğumuz çalar saatler de potansiyel radyasyon yayıcı olduğundan uzağa konulmalıdır. Beslenme de radyasyondan korunmada önemlidir. Yüksek kalorili besinlerden, kızartmalardan kaçınmalı; elma, brokoli, lahana, tere gibi yeşil sebzelerle yoğurt, çökelek gibi süt ürünleri tüketilmelidir. A,C,E gibi vitaminlerle kalsiyum, magnezyum, selenyum gibi elementlerin gıdaya katılması da uzmanlarca tavsiye edilmektedir.

Ayrıca son zamanlarda çıkan radyasyonun etkisini en aza indirmeyi amaçlayan çipler öneriliyor. Çipler dış yüzeyini kaplayan koruyucu sert kabuk ile içinde jel halinde bulunan sabit yalıtkan polimerden oluşur. Radyasyon yayılmaya başladığında polimer düşük frekansta karşıt dalgalar yayarak elektromanyetik dalgaların şeklini değiştirerek vücudumuza vereceği zarar azaltılır.

Gözle görülmeyen fakat etkisini pek çok hastalıkla gösteren radyasyon tehlikesinden tabii ki tam anlamıyla kurtulmak imkansız. Ama en azından bir teknoloji hastası olmadan yerine göre kullanmayı bilen olmak hem bizim sağlığımız hem çevremizdekilerin sağlığı için hem de doğa adına büyük bir adım olacaktır. Teknolojiden bedelini ödemek zorunda kalmadan istifade etmek yaşam kalitemizi de yükseltecektir. Son olarak, teknolojiden uzak kalmayın müptelası da olmayın.

 

Kaynaklar:

      Ilgın UĞUR
İ.Ü. Bilgisayar Mühendisliği 1. Sınıf
- Temmuz 2009 -
Editörden... | H. Can ÇOBANOĞLU Genetik Algoritmalar | Ilir ÇOLLAKU Yazılım Mühendisliğine Doğru | Mustafa Burak AMASYALI Real-Time İşletim Sistemlerine Genel Bakış | Halil DALMAZ Mobil Haberleşmede 3. Nesil | Feyzan SARUHAN Windows Server 2003 | Taylan SAYIN Enerjiyi Verimli Kullanmak | Sümeyra HAŞLAMAN Elektromanyetik Radyasyon | Ilgın UĞUR SQL Saldırıları ve Önlemler | Cemre Fatih KARAKULAK Arayüzler ve Hafıza Yapıları | Ömer GENÇAY Sims 3 Oyun İnceleme | Erman TEPE Nanoteknoloji | Muhammed CÜCE
« önceki sayfa - 7 - sonraki sayfa »

Ana Sayfa | Künye | Dergimiz | | İletişim
© 2009-2010 Bilisimdergi.Com Tasarım - Kodlama : İU BİLGİSAYAR

Creative Commons License
Bilişim Dergi içeriği  Creative Commons  lisansı ile korunmaktadır.
Kaynak göstermek ve link vermek şartıyla yazılarımızı kullanabilirsiniz.