Editörden... Mayıs 2010 | Sayı : 14

Güneşli bir cumartesi sabahı; bir elimde çay bardağım, diğerinde ise bir kitap. Bu kitabın adı “Dünya Tarihine Yön Veren En Etkin 100“. Gelmiş geçmiş en etkin 100 insanı kafasına göre sıralayan ise Michael H. Hart adında bir adam. Bu adam oturmuş, üşenmeden o tarih benim, şu tarih senin araştıra araştıra dünya tarihine yaşadıkları süre içerisinde ve ölümlerinden bugünlere kadar (birkaçı yaşamları süresince tanınmıyorlardı bile) yön vermiş, iz bırakmış ve yaşamın akışını değiştirmiş, maddi veya manevi etkiler bırakmış insanların listesini çıkarmış. Bu listede kimler mi var?

Tabii ki, günümüze kadar en etkili yaşamışlar peygamberlerdir. Toplumların her dakikasını her saniyesini etkileyen, toplumu yönlendiren kuşkusuz onlardır. Dolayısıyla ilk sıralarda Hz. Muhammed ve Hz. İsa’nın olması şaşırtıcı değil. Peki, bunlardan sonra kim geliyor? “Listeyi ben çıkarsaydım şu olurdu” dediğiniz var mı? Ben “Yazıyı bulan adam olurdu” demiştim. Yazıyı bulan adam her kimse bilinmiyor ama yazıyı bulan toplum Sümerler diye biliriz hep. Bence en önemlisi yazının nasıl bugünlere kadar kalabildiği? Çok garip bir soru sordum, farkındayım. Yani yazı bugünlere kalsın diye bulunmamıştır bence ya da “Yazıyı icat edelim de bundan 4000 yıl sonra dergi falan çıkarsınlar” denmedi. Yazının taşınabilirliği konusunda ciddi sıkıntılar varken yani taşlarda, kayalarda, tabletlerde taşınırken birden birinin çıkıp bunu parşömene küçültmesi, hafifletmesi hiç de hafife alınacak bir icat değildir. Gerçekten, adını bilmediğim kişi olan yazıyı bulan adam, sonraki kişi olarak listede yer almamış olabilir ama yazıyı kağıda dökmeyi başaran adam listede yer almış. Çinli Ts’ai Lun’u belki çoğu kişi bilebilir ama ben bilmiyordum. Kağıdı bulan adamın en etkin insan olmasının sebebini anlatmama gerek yoktur herhalde. Pekiyi, o olmasaydı bir başkası bulur muydu kağıdı?

Asyalılar formülü bildikleri halde onlarca, yüzlerce yıl kağıdı üretememişlerdir. Kaldı ki, Araplar Çinlilerden çalmış, Avrupa ise bir yolunu bulmuş yürütmüştür kağıdı. İşte benim çıkardığım ders ise şimdi başlıyor. Avrupalılar, yazıyı bulan toplumdan kültürel anlamda nasıl bir anda daha fazla gelişebilmiştir? Bunun cevabını ise Johann Gutenberg veriyor. Eserlerin kısa sürede, sürüyle baskı haline gelmesi durumu, hiç de basit bir dönüm noktası değildir. Matbaanın icadından sonra bilimsel buluşların (ki buluşlar zaten bilimsel olur genelde) ivme kazanması, okur-yazarlığın artması gibi önemli etkiler ise Johann Gutenberg’in listenin başlarında yer almasını sağlıyor. Demek ki, yazıyı bulduk “Tamamdır” dememek gerekiyormuş(!).

Gutenberg, elindeki kısıtlı imkanlarla insanlara sınırsız imkan sunmayı başarmıştı. Bu başarısı için ona teşekkür mü etmeli bilmiyorum ama bu dönüm noktası sonrasında yapılacak buluşların, çalışmaların “kuşkusuz, son iki yüzyıl içerisinde yapılacakların”  neler olduğunu tahmin etmesi biraz imkansızdı onun için. Artık yapılacak her şey bir sonraki nesle girdi olmuştur. Eğer biz şu an Newton’un zamanında neler yaptığını bilebiliyorsak, yazıyı, kağıdı, matbaayı bulana borçluyuzdur. Aslında az önce de söylediğim gibi, son iki yüzyıl gibi bir zaman diliminde fazlasıyla borcunu ödemişizdir diye düşünüyorum. :)

Biz de bu süregelen bilgi alışverişine katkı sağlamak için kollarımızı çoktan sıvamıştık. “Bakalım bu ay BilişimDergi” neler yapmış diyorsanız buyurun, okumaya davet ediyorum sizi.  İyi okumalar.

      H. Can ÇOBANOĞLU
BilişimDergi Genel Yayın Yönetmeni ve
Bilisimdergi.Com Ekibi...
- Mayıs 2010 -
Editörden... | H. Can ÇOBANOĞLU İzafiyet Teorisi | Özge ATASEVEN Kurumsal Facebook | Simge UÇKAN Mobil Çeviri | Neslişah ÇELİK Yogurtistan | Erman TEPE 3 Katman Mimarisi ve JavaScript | Musa ÇİÇEK Joomla ile Hızlı Site Oluşturma | Serkan AKDEMİR NV Bellek Teknolojisi ve SSD | Özkan AKGÜL Teknoloji Kaçıyor | Muhammed CÜCE Derleyicilerin Yapısı | Ercan ZENGİN Abstract Class vs Interface | Mustafa Burak AMASYALI Kriptolojide Güvenlik ve Dijital İmza | Kayhan KIRGIZ
« önceki sayfa- 0 - sonraki sayfa »

ana sayfa | arşiv | dergimiz | künye | iletişim | yazarlar için...
© 2009-2010 Bilisimdergi.Com Tasarım - Kodlama : İU BİLGİSAYAR

Creative Commons License
Bilişim Dergi içeriği  Creative Commons  lisansı ile korunmaktadır.
Kaynak göstermek ve link vermek şartıyla yazılarımızı kullanabilirsiniz.