Bilişim Dergi'mizin ilk sayısında ekibim adına sizlere "merhaba" demekten büyük bir mutluluk duyuyorum.
Bundan 2 sene
önce sorumlu bir atılımda bulunup "Bölümümüzün neden e-dergisi yok?"
diye isyan eden Bilgisayar Kulübü'nden arkadaşlarımın girişimleri
sonucu , 2 ay kadar ayakta kalmayı başarabilen,(bunu üzülerek
söylüyorum) kısa sürede dinamikliğini koruyabilen bir e-dergimiz
olmuştu. Şimdi ise daha tecrübeli ve bilinçliyiz. Canlılığı,
özgünlüğü, dinamikliği - büyük bir heyecanla - kararlılığı
hedefleyerek bilişim aşkı için kollarımızı tekrar sıvadık.
Üniversite
çalışmayı, kendisine ve çevresine faydalı üretimler yapmayı ilke
edinmiş insanların doğru şekilde kanalize olmasına destek verecek
kuvvet olmalıdır. Peki faydalı olmak nedir? Doğru şeyi yapmak nedir
peki? Aslında doğru olanı yapmaktan anlamamız gereken şey çok
çalışmaktır. Düşünün. Geride, şimdiye kadar bıraktığınız, aklınıza
gelen maddi ve manevi değerlerinizi irdeleyin, sorgulayın. O anda
aklınıza ne geldi ise, onlar hayatınıza yön vermiş üretimleriniz ya da
tüketimleriniz olanlardır; sizi etkileyen, "sizi" anlatan, sizi
geleceğe taşıyacak olan. Hani nerede peki bunun üniversite ile ilgisi
demiyorsunuz herhalde? Ama şu aklınıza hemen gelmiş de olabilir;
"derginin bu konu ile alakası nedir?" Kısa ve öz ; "yazı" tabii
ki. Yazı ki nesilleri nesillere taşıyan en büyük icattır. Günümüzde o
kadar çok şey yazılıyor o kadar çok şey çiziliyor ki, bu kadar yazılanı
nereye sığdıracağız derken, sanal kütüphane yazılımlarının üretilmesi
de o kadar şaşırtıcı olmuyor aslında. İşte bu çalışan bir neslin
emeklerinin ürünleridir. E - dergiler, e - kütüphanler, e -
üniversiteler, e - devlet...vs. bundan 50 sene önce sadece teorik
olarak tartışılan bilimsel olgulardı. Şimdi ise hayatımızın bir parçası
olmuş durumda. Peki bütün bunların temelinde yatan gerçek nedir? Tabii
ki "yazı." Eski çağlarda bilimin ya da sanatın çok ağır ilerlemesi ve
yakın tarihte müthiş bir hıza ulaşmasındaki sebep ise "yazının"
aslında eskiden o kadar değerli olmaması(!) ya da iyi korunamamasıydı .
Şimdilerde ne
kadar çok tüketim yapıyoruz diye şikayet edebiliriz. Tüketimin fazla
olması gerçeği için çok somut iki soru sorabilirim: Üretimi mi çok
yapıyoruz? Yoksa ürettiğimizden daha mı çok tüketiyoruz ? Yanıt;
yaşadığımız ülke koşulları sebebiyeti ile ikincisi. Bunu söylerken laf
olsun diye söylemiyorum. Korkarak söylüyorum aslında. Tükettiğimiz
şeyler arasında bizi ilgilendiren noktaya gelmem gerekiyor elbette;
bilim. Bilimi tüketmek nasıl mı olur? Bal gibi olur! Peki bilimi hiç
üretmeden tüketmek nasıl olur? Bilimi üretmeden tüketmek kadar insanı
gerilere itebilecek, aciz kılacak, köleleştirecek , susturacak başka
bir eylem olamaz herhalde.
Bilim,
kendisini vazgeçilmez kıldığı sayısız varyasyonlarıyla toplumumuza
entegre olmuşken bize düşen en temel görev, onun bayrağını sonraki
nesillere emin adımlarla taşımak olmalı kuşkusuz. İşte bu görevi
üstlenen bir ekip olarak "susmuyoruz" diyen bir sağduyuyla, üretime,
ürettiklerimizle katkıda bulunmak ve katkısı olmak isteyenlere basamak
olmak için bu dergiyi sizlere armağan ediyoruz .
İlk sayımızın heyecanı ve mutluluğuyla herkese tekrar merhaba ...