Merhaba BilişimDergi
okurları.
Bu sene 26-27-28 Şubat
tarihlerinde altıncısı düzenlenen "Bilgisayar Mühendisliği Öğrencileri
Kongresi"ne yani kısa adıyla "BİLMÖK"e, dergimizin genel yayın
yönetmeni H. Can Çobanoğlu, İstanbul Üniversitesi Bilgisayar Kulübü başkanı
olarak ben ve İstanbul Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği öğrenci temsilcisi
M. Burak Amasyalı ile birlikte katıldık. Bu yazımda BİLMÖK organizasyonunun
verimliliği üzerinde duracağım ve bu 3 gün boyunca edindiğimiz izlenimleri ve
notları sizlerle paylaşacağım. Neden böyle bir yazı yazma gereği hissettiğim
konusuna gelirsek; bence BİLMÖK, bu sektör ile ilgili hem öğrencileri hem de
mezun olmuş sektörde çalışan kişileri ilgilendirmektedir. Bu kongre kapsamında bilgisayar
mühendisliğinin bugünü tartışılıp yarını belirlenmektedir. Bu bağlamda kongrede
konuşulanların ve yaşananların olabildiğince fazla kişiye ulaşması gerektiği
kanısındayım.
BİLMÖK Nedir, Ne
Değildir?
BİLMÖK, Bilgisayar
Mühendisliği öğrencileri arasındaki irtibatlaşmayı artırırken bu öğrencilerin
mesleki gelişimlerine de katkı sağlamayı amaçlayan, hem mesleki hem de sosyal
bir kongredir. Her yıl farklı bir üniversitenin bilgisayar mühendisliği bölümü
veya ilgili kulübü tarafından düzenlenir. Ev sahibi üniversite, bir önceki
kongre sonundaki oylama ile belli olur. (Bu seneki oylamaya yazımın sonunda
değineceğim.) Kongrelerin ilki Eskişehir'de düzenlenmiştir ve daha sonra
sırasıyla Kayseri, Eskişehir, İstanbul, Ankara ve bu sene Konya'da, Selçuk
Üniversitesi’nde düzenlenmiştir.
Konya ve BİLMÖK'10
BİLMÖK'10, Selçuk
Üniversitesi Bilişim Topluluğu tarafından düzenlendi. Etkinliğin bir gün
öncesinde, bu topluluğun başkanı Metin Şengül "Bu sene daha farklı olarak
sizler için hem konforlu hem eğlenceli bir BİLMÖK hazırladık." demişti.
Gerçekten de bu konfor ve eğlence konusunda çok başarılı bir etkinlik olduğunu
gönül rahatlığıyla söyleyebilirim fakat içeriğinin ve verimliliğinin kalitesini
az sonra tartışacağız.
Bizim için 24 Şubat
akşamında başladığımız tren yolculuğu, bu etkinliğin başlangıcıydı. 25 Şubat
sabahı Konya'ya vardığımızda trenle ilgili söylenen tüm o olumsuz söylemlerin
yanlış olduğunu anlamıştık ve BİLMÖK'e katılacak olmanın enerjisi ve
heyecanıyla Konya'da gezmeye başladık. Konya'da daha önce kulağımıza gelen
yerler olan Mevlana ve Alaaddin Tepesi’ni gezdikten sonra, “Başka nereyi
gezmemiz gerek?” diye insanlara sorarken başka gezilecek pek bir yerin
olmadığını öğrendik. Organizasyon ekibinin otogardan kaldırdığı servislere
binerek umabileceğimiz kalitenin çok üzerinde bir otele yerleştirildiğimizde
zaten konforlu bir BİLMÖK geçireceğimizi anlamıştık. Aynı günün akşamında ise
otelde canlı "düğün" müziği eşliğinde yemek yerken eğlenceli bir
BİLMÖK olacağının sinyallerini de almıştık. Burada, BİLMÖK'10 için ilk kez
insanlarla tanışma ve konuşma fırsatı bulabildik. Herkes önündeki BİLMÖK için
heyecanlıydı, organizasyon ekibi ise kesinlikle çok misafirperver ve
anlayışlıydı. Biz de, olabildiğince fazla insanla tanışıp irtibat kurma
gereğinin bilincindeydik ve o gün, bizi en çok heyecanlandıran konular ise “Biz
BilişimDergi diye bir e-dergi çıkarıyoruz” dediğimizde insanların dergiyi
sürekli takip edip okuduklarını ve çok beğendiklerini söylemesi ve İstanbul
Üniversitesi Bilgisayar Kulübü olarak yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı
anlattığımızda hayranlıkla dinlemeleri oldu. Aynı zamanda önümüzdeki aylarda, yazılarını
da dergide yayınlamak isteyen arkadaşlarla da irtibata geçeceğiz ve sizler
onların da yazılarını okuyabileceksiniz.
26 Şubat Açılış Günü
Etkinliğin ilk
gününe sabah erken kalkılıp otelde yapılan bir kahvaltı ile başlandı. Daha
sonra kongre boyunca tüm sunumların ve panellerin yapılacağı Selçuk
Üniversitesi'nin Süleyman Demirel Kültür Merkezi’ne gittik. Salonun teknik
yeterliliği az olsa da büyüklüğü beklentileri karşıladı. Bu gün, kongrenin
verimliliğinin ne düzeyde olacağının ilk sinyallerini bize veriyordu. Açılış
konuşmaları yapılırken katılımın çok yüksek düzeyde olduğu fark edildi. Tahminen
500 kişilik bir kalabalık vardı. Selçuk Üniversitesi Bilişim Topluluğu başkanı
Metin Şengül'ün konuşması ile başladı ve EMO-Bilgisayar MDK'dan Serdar Çiftçi,
Microsoft Türkiye Genel Müdür Yardımcısı İpek Tunca ve Selçuk Üniversitesi
Bilgisayar Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ahmet Arslan açılış konuşması
yapan kişiler oldular. Konuşmaların konuları biraz daha genel ve BİLMÖK'ün
faydaları üzerineydi. İpek Tunca, BİLMÖK'10 ana sponsoru olan Microsoft'un her
zaman bu tip organizasyonlara katkı sağlayacağının ve önümüzdeki yıllarda da
sponsor olmaya açık olduklarının üzerinde dururken Prof Dr. Ahmet Arslan okul
yönetimlerine, bölüm başkanlıklarına burada çıkacak kararlarla ilgili geri
dönüş yapılmasının gerekliliğini vurguladı.
Kongrenin ilk gününü
“Microsoft günü” olarak adlandırabiliriz. AVEA oturumunun iptal olup yerine
Microsoft oturumu konmasıyla gün içerisindeki 5 oturumdan 3'ü Microsoft'a ait
oldu. En hararetli tartışmalara ise Şevket Güler'in yaptığı “Microsoft ve Açık
Kaynak Kod” oturumu sahne oldu. Daha önce açık kaynak kodlu program
yayınlamadıkları için sürekli eleştirilere maruz kalan Microsoft, bu oturumda
kendini aklamaya çalıştı ve işin iç yüzünden bahsetti. Katılımcılar ise söz
alarak Microsoft'un “açık kaynak kod” kısmında öğrencilere veya diğer
geliştiricilere hiç destek olmadıklarını söyleyerek Microsoft'u eleştirdiler.
Tartışmaların sonunda anlayabildiğimiz şu ki; öğrenciler Microsoft'tan bir
hayır kurumu gibi çalışmalarını bekliyor, Microsoft ise haklı olarak ticaret
kurumu gibi çalışıyor. Bilge Adam yetkilisinin konuşmacı olduğu “Web'in
Geleceği ve Google” adlı günün bir diğer oturumu ise ilgi çekici rakamlarla, başlıklarla
ve Web'in geleceği konusunda bizi heyecanlandıran bilgilerle doluydu. Bugün
içerisindeki son oturumda Prof. Dr. Fatih Botsalı “Türkiye'de AR-GE
Faaliyetleri ve Teknokentler” ile ilgili güzel bir sunum yaptı. Gün, belediye
binasında yenilen bir yemek ve Konya'nın en büyük diskosu olarak lanse edilen
bir diskodaki eğlence ile son buldu.
İlk günü,
katılımcıların, konuşmacıların kalitesi ve konuşulan konuların mesleki gelişime
katkısı açısından baktığımızda çok başarılı bulabileceğimiz gibi, öğrenciler
arasında tartışma ortamı ve panellerin eksikliği açısından bakarsak yetersiz
bulabiliriz.
27 Şubat En Yoğun
Gün
Kongrenin devam
ettiği ikinci gün program olarak en yoğun olan gündü diyebilirim. Gün
içerisinde 7 farklı oturum mevcuttu. Bir önceki günde gerçekleşen Microsoft
oturumlarına karşın bugün, altın sponsor Pardus'un iki oturumu ile başladı. İlk
oturumlara katılım azdı; sanırım bir önceki gün eğlenceyi fazla kaçıran
arkadaşların sabah uyanamayışı buna sebepti. Bu oturumlardaki konuşmacılar
Gökçen Eraslan ve Bahadır Kandemir, Pardus'un özgür yazılıma bakış açısından ve
nasıl bir Pardus geliştiricisi olunacağından bahsetti. Ardından hayranlıkla
izleyip saygıyla alkışladığımız, TTAF - Fiber Optik Grup Başkanı İhsan Mutlu'nun
“Türkiye'de İnternet Altyapısı ve Network Teknolojileri” başlıklı konuşması
vardı. Diğer oturumlardaki çoğu şirketlerin yaptığı gibi rant sağlamak yerine “nasıl
daha çok bilgi veririm, nasıl daha verimli bir oturum geçirebiliriz”i düşünen
ve çok ilgi çekici sunumuyla bizleri etkileyen İhsan Mutlu, İnternet'in
geçmişinden, geleceğinden, fiber optik altyapısından ve diğer ülkelerin şu anki
düzeyinden bahsetti. 3G teknolojisinin 14 yıl önceki bir teknoloji olduğunu,
biz önümüzdeki günlerde IPTV geleceğini söylerken diğer ülkelerin HDTV'yi geçip
şimdi HTV'ye geçmekte olduğunu söyledi. IPTV için 3,5 Mbps hız yeterli olurken
HDTV için 24 Mbps hız gerektiğini ve gelişmiş ülkelerde bu hızın tüm evler için
sağlandığından bahsetti. Portekiz'deki bir oturumdan direkt Konya'ya gelen
İhsan Mutlu, orada her eve yüksek kaliteli fiber optik kablonun ulaştığını
söylerken Türkiye'de sadece merkezi yerlerde bunun mevcut olduğunu ve içerisinde
saf cam kullanılmadığını, önümüzdeki yıllarda dünya terabit hızlara geçerken bizim
bunu destekleyecek bir altyapımızın bulunmayacağından bahsetti.
İhsan Mutlu'nun ilgi
çekici oturumunun ardından günün en büyük tartışmalarının yaşandığı “Bilgisayar
Mühendisliğinin Günümüzdeki Durumu ve Önemi” adlı oturumda, konuşmacılar
EMO-Bilgisayar MDK yetkilileriydi. Burada en büyük konu “Bilgisayar Mühendisliği
Odası”nın neden kurulamayışıydı. EMO yetkilileri oda kurmanın zorluğundan,
bunun için yüzlerce kişi gerektiğinden, belli bir bütçe gerektiğinden ve bunun
ancak Elektrik Mühendisleri Odası altındaki ilk örgütlenmeyle sağlanabileceğinden
bahsettiler. Şu anda bilgisayar mühendisliği gibi farklı dallardaki mühendisliklerin
EMO'ya bağlı olduğunu, Bilgisayar Mühendisliği Odası açılabilmesi için yetkili
mecranın EMO olduğunu ve yine ayrı bir oda oluşturmak isteyen bilgisayar
mühendislerini elinde tutmak isteyenin de Elektrik Mühendisleri Odası olduğunu
bilen bilgisayar mühendisliği öğrencileri keskin ve net sorularıyla EMO
yetkililerini terletti. Bu oturumun, o ana kadarki oturumlar arasında bilgisayar
mühendisliğinin geleceği konusunda en büyük bilincin kazanıldığı oturum
olduğunu da söyleyebilirim.
“Verimli geçti”
diyebileceğim ikinci gün programı Dr. İzzet Gökhan Özbilgin'in “Bilgi
Teknolojileri Yönetişimi ve Denetimi” adlı semineriyle devam etti. Daha sonra
“Microsoft Most Valuable Professional” (MVP) ünvanına sahip olan Daron Yöndem,
“Yazılımda Kullanıcı Deneyimi” adlı bir seminer verdi. Seminerinde, daha önce
kendisinin seminerine katılanların bildiği birkaç animasyonu izleyicilere
anlatarak yaptı ve canlı yayınlanan BİLMÖK'10 ile ilgili Twitter'da kendisi ile
ilgili geçen yazılara da esprili bir dille yaklaşarak sunumunun içerisinde yer
verdi. Günün son oturumunda ise Çanakkale 18 Mart Üniversitesi 64 Bit Pardus
Geliştiricileri vardı.
En yoğun gün olarak
adlandırdığım bu günde, oturumlardan sonra hep birlikte Konya'nın ünlü “etli
ekmeğini” yemeye gittik. Eğer daha önce yemediyseniz ve ağzınızın tadına
düşkünseniz mutlaka yenmeli diye düşünüyorum. Organizasyon ekibi Konya'ya gelip
de sema gösterisi izlenmeden gidilmeyeceğini düşünmüş olmalı ki, onu da
unutmamış. Hep birlikte sema gösterisini heyecanla bekliyorduk fakat her ne
kadar felsefesi yoğun ve derin olsa da, bu gösteriye seyir olarak bakıldığında
sıkıcı olduğunu söyleyebilirim. Herkesin “bir” kere gitmesi ve görmesi gereken
bir şey olduğunu düşünüyorum.
28 Şubat Paneller,
Seçimler ve Veda
Organizasyonun son
günü genel olarak öğrencilerin kendi arasındaki tartışmaları, BİLMÖK
etkinliğinin geleceği, sonraki seneye aday olan üniversitelerin sunumları ve
BİLMÖK'11 organizasyonunun önümüzdeki sene yapılacağı yerin seçimi ile geçti.
Program “Bilgisayar Mühendisliği Öğrencileri Toplantısı” başlığı adı altında
bir panelle başladı. Aslında BİLMÖK'ün tanımına bakınca bu panel son güne ve
45dk'ya sıkıştırılmış olmamalı ve programın büyük bölümünü bu gibi paneller
oluşturmalıydı. Her ne kadar süre az da olsa bu panelde üniversitelerimizin bilgisayar
mühendisliği bölümünün yeterliliği, müfredatları ve birbirinden farklı yanları
tartışıldı. Bu panele katılan herkesin, kendi üniversitesine döndüğünde
bölümüyle ilgili aklında yapılması gereken bir şeyler olduğuna eminim. Bu
anlamda çok başarılı bir paneldi diyebilirim. Daha sonra çok güzel sunumuyla
Av. Çağatay Cengiz'in “Bilişim Hukuku ve İnternette Sansür” başlıklı semineri
vardı. İlginç örneklerle ve bilişim dünyasında herkesin bilmesi gereken
bilgilerle dolu bu oturumda ilginç bilgilere yer verildi ve bilişim hukukunun
açıklarına değinildi. Daha sonra BİLMÖK'11 aday üniversitelerinin sunumları
vardı. Sunumlardan önce BİLMÖK yönetmeliği tartışıldı. Birkaç yerinde
değişikliğe gidilmesi gerektiğine ve ciddi bir dokümantasyon işleminin
yapılması gerektiğine karar verildi.
Aday üniversitelerin
sunumlarına geçildiğinde ise üniversiteler kura sırasına göre sunumlarını
yapmaya başladılar. Aday üniversiteler sırasıyla Harran Üniversitesi, Hacettepe
Üniversitesi, Gazi Üniversitesi ve Yeditepe Üniversitesi’ydi. Sunumlara
başlandığında her üniversitenin 10 dk süresinin olduğu söylendi fakat Harran Üniversitesinin
10 dk'yı aşmasıyla birlikte başlayan süre tartışması uzadıkça uzadı. Harran'dan
sonra Hacettepe de süreyi aşınca diğer üniversitelerin süreleri de 15 dk olarak
değiştirildi. Harran Üniversitesi’nin sunumunda çok fazla heyecanlı üç kişi gördük.
Konuşmakta güçlük çektikleri anlaşılan öğrenciler, kafalarında planladıklarını
ne tam anlamıyla anlatabildiler, ne de katılımcılar Harran Üniversitesi’nin
vaatleri hakkında bir fikir edinebildi. Ardından Hacettepe Üniversitesi,
sunumuna bütün salonu kahkahaya boğan kendi çektikleri ufak bir video ile
başladı. Çok iyi hazırlandığı belli olan üniversitenin sunumu büyük ilgi gördü.
Ardından da Gazi Üniversitesi ve Yeditepe Üniversitesi sunumlarını yaptı.
Üniversiteler arasında bizlere en çok şeyi vaat eden, sunumuna görsellikten çok
içerik katan ve önceden gerekli görüşmelere başladığını kanıtlayan Yeditepe
Üniversitesi yetkilileri, seneye BİLMÖK organizasyonunu düzenleyecek olan
üniversite seçildi. Yeditepe'nin sözünde durmasını ve seneye bizlere çok başarılı
bir BİLMÖK'11 hazırlamasını diliyoruz. Şimdiden kendilerine kolay gelsin.
Sonuç
Şimdi tren
yolculuğundayız ve İstanbul'a dönüyoruz. Kongre, ayın son gününde bittiği için
yazıyı yetiştirmek için hemen yazmalıydım. BİLMÖK'10 etkinliğinin katılan herkes
için az veya çok faydalı olduğunu düşünmekteyim. Bu etkinlik kapsamında biz de
dergimizi tanıtma ve kulüp faaliyetlerimizden bahsetme fırsatı bulduk. Yazımın
sonuna geldiğimizde sizlere genel olarak BİLMÖK ve bu seneki BİLMÖK'10 hakkında
bazı belirgin tespitlerde bulunmak istiyorum.
BİLMÖK
BİLMÖK tüm
bilgisayar mühendisliği ve benzeri üniversite bölümlerinin öğrencilerinin
buluşması, tanışması ve birbirinden haberdar olup fikir alışverişinde
bulunabilmesi için paha biçilemez bir organizasyondur.
Bu gibi
organizasyonların sayılarının artması ve içeriklerinin zenginleşmesi bu alan
ile uğraşan herkese faydalı olacaktır.
Kongreye katılan
öğrenciler daha bilinçli ve verimli bir kongre geçirme çabasında bulundukça
herkes için katkısı artacaktır.
BİLMÖK'10
BİLMÖK'10 yazımın
başında da belirttiğim üzere beklentilerin üzerinde konforlu ve eğlenceliydi.
Sponsor bulmanın zor
olduğu bu kriz döneminde, çok başarılı bir sponsorluk çalışmasıyla sponsorlar
bulunmuş fakat bu uğurda oturumların çoğu sponsorlara verilmişti.
Daha önceki BİLMÖK
organizasyonları ya Microsoft ya da Pardus egemenliğinde geçerken bu kongrede
bir ilk yaşandı ve iki rakip şirket birlikte sponsor oldular. Bu, bizim için
her iki tarafın da görüşlerini dinlemek anlamında çok faydalı oldu.
Paneller son güne
sıkıştırılmıştı fakat panellerde çok önemli konulara değinildi ve oldukça
verimli geçmesi sağlandı.
BİLMÖK'10 gibi bir
organizasyonu çok büyük ciddiyetle ele alıp bizler için böyle bir etkinlik
hazırlayan Selçuk Üniversitesi Bilişim Topluluğu üyelerine, bu kongrede benimle
birlikte olan H. Can Çobanoğlu ve M. Burak Amasyalı'ya, kongre kapsamında
tanıştığım ve bilgi alışverişinde bulunduğum herkese çok teşekkürler. Umarım bu
yıl olduğu gibi her yıl BİLMÖK çıtası biraz daha yukarı taşınır ve kongre
ulusal boyutlarda bir üne kavuşur.