Barkodların Bilinmeyenleri Ocak 2010 | Sayı : 10
 Merhaba Bilişim Dergi okurları. Yeni yılda da Bilişim Dergi yeni sayısıyla karşınızda. Malum; yeni yılda yılbaşı çekilişleri yapılır ve binbir sır içinde hediyeler alınır. Benim de bu ayki yazım biraz bu hediyelerle ilgili oldu sanırım. Daha doğrusu, alınan hediyenin ödemesinin yapıldığı safhayla ilgili bir mevzu diyelim.


Bir markete gittiniz, alacaklarınızı aldınız ve kasaya geldiniz. Kasiyer, ürünleri hızlıca bir ekranın önünden geçiriyor. Sonunda da bir ses: “Dııt...” ya da bir mağazada beğendiğiniz bir ürünün bedeninize uygun olanı o mağazada kalmamış. Görevli hemen bilgisayarın başına geçer, üründeki numara sayesinde stoklara ve diğer şubelere bakar. İşte size uygun olanı bulunmuştur! Hem siz mutlusunuz, hem satıcı mutlu, hem de aldığınız ürün.    

 

Öncelikle, barkodun ne olduğuna ve ne işe yaradığına değinelim. Satın aldığımız ürünlerin kimlikleridir aslında barkod. Kodlanabilir bilgilerin bilgisayar ve benzeri cihazlarla okunabileceği basit simgelerdir.  Verilerin çizgilerle ve boşluklarla kodlanmış şekli olan bu simgeler, genelde siyah ve beyaz çizgilerle yapılır. Bilgisayar sadece açık ve kapalıyı (diğer bir deyimle Lojik Devre Tasarımı dersinin baş kahramanları  1 ve 0’ları) okuyabilir. Siyah çizgiler açığı yani 1’i, beyaz çizgiler (boşluk da denebilir) kapalıyı yani 0’ı temsil ederler.  Bu çizgiler elektrik sinyallerine dönüşür, barkod okuyucuların kod çözücüleri de sinyalleri bilgisayar ortamında anlaşılabilecek rakam ve karakterlere çevirebilir. Barkod kodlaması normalde sadece rakamları sembolize ediyorken tüm ASCII karakter setine büyük harf ve daha fazlası da eklenmiştir. Ayrıca barkod alanına daha fazla bilgi sığdırma ihtiyacı iki boyutlu barkodların da geliştirilmesine katkıda bulunmuştur.

 

Peki, barkod niçin gerekli?

Bu sorunun yanıtı için barkodun nasıl ortaya çıktığına değinelim. Aslında sayıları çizgi desteleriyle simgelemek yeni bir düşünce değil. Tarih öncesi dönemde, kemik ve tahta parçalarına atılan çentiklerle de bazı basit hesapların çetelesi tutulmaktaydı. 1940’lı yıllarda, bir market zinciri sahibi, kasada tüm ürün bilgilerini otomatik kaydeden bir sistem geliştirilmesini istemiş. ABD’li bir öğrenci olan Bernard Silver ve onun arkadaşı doktora öğrencisi Norman Woodland işe koyulmuşlar. Veriler toplanırken bilgilerin bilgisayar ortamına hatasız ve hızlı bir şekilde aktarılması insan faktörüyle biraz zordur. Bu yüzden optik okuyucular geliştirilmiştir.

 

Nasıl yapılır?

Barkodların nasıl üretildiğine gelince; basım aşamasında farklı yöntemler kullanılmakta. Dot matrix (nokta vuruşlu) yazıcılar barkodların noktalardan oluşan bir matris olması mantığıyla çalışırlar; basılan kod parçalıdır ve gücü düşüktür. Direct thermal baskı yüzeyi kimyasalla kaplanmış kağıtlarla yapılır. Yazıcıyla ısıtılan nokta kararır, görüntü keskindir. Ink jet baskıda ise püskürtücü iğnelerle yüzeye temas edilmeden net görüntü hızlı bir şekilde elde edilir. Laser yönteminde pozitif yüklü alanı terkederek, basılacak karakter temsil eden yüzeye çarpar. Yüzeye negatif şarj edilmiş toner boşaltılır. Toner, baskı yapılacak yüzeydeki yüklü alanlar tarafından çekilir. Isı ve basınç, görüntüyü maddeye taşımak ve yapıştırmak için kullanılır.

Barkodların çeşitli tipleri de bulunmakta. EAN (European Article Number), Avrupa Madde Numarası standardı ve bunun Amerika’daki karşılığı ise UPC (Universal Product Code) Uluslararası Ürün Kodu  en yaygın kullanılan tiplerdendir. EAN kodu, Türkiye’de TOBB (Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği) tarafından veriliyor. EAN sadece rakam kodlar. 13 haneli bir EAN kodu incelendiğinde bu barkod 4 gruba ayrılmış 13 haneli bir kod olarak düşünülür: 3, 4, 5, 1. İlk üç hane barkodun kullanıldığı ülkeyi temsil eder. TOBB’nin 1988 yılında EAN’ye üye olmasıyla ülkemize verilen kod 869’dur. Merak ettiğiniz diğer ülkelerin kodları da internette rahatlıkla bulunabilmekte. Ülke kodundan sonraki dört hane diğerleri tarafından kullanılamayacak olan kendine özgü olan firmayı temsil eder. Beş hane de şirketin ürünlerini kodlamasında kullanılır. Geriye kalan son hane de barkod okuyucunun barkodu okurken doğru okuyup okumadığını kontrol edebilmesi için kullanılır.  

Tarayıcıdan geçirilen bir barkod sırayla şu işlemlerden geçer: Kod numaraları sağdan başlanarak ilk hane tek olmak üzere tekli ve çiftli olarak ikiye ayrılır. İki gruba ayrılan bu numaralar kendi aralarında toplanır. Tekli hanelerin toplam sonucu 3 ile çarpılır ve çift hanelerin toplamıyla toplanır. Bulunan son toplama 10’ un katı olması için gerekli sayı eklenir. İşte bu eklenen sayıyla kontrol sayımız aynı olmalıdır.

 
 Tek  haneli karşı rakamların toplamı: 2+5+5+3+5+4=24

24x3=72

Çift haneli rakamların toplamı: 3+4+4+6+4+3=24

72+24=9696+4=100 (10’un katı oldu)

Kontrol hanesi 4=4 (eklenen sayı) 

Aslında dikkatli bir şekilde incelersek biz de barkod okuyabiliriz. Gördüğümüz en ince çizgi ya da boşluk bir birimi temsil edecektir. Bu şekilde çizgi ve boşluklar orantlılı olarak bir, iki, üç ve dört birim genişliklerde olacak. Örneğin; 101 kodunun şekli bir ince çizgi bir beyaz çizgi ve tekrar ince bir çizgi olacaktır.

 

Barkodlar ayrıca bilimsel araştırmalarda da önemli yer sahibi. Bir biyoçeşitlilik projesinde milyonlarca böcek örneği kaydedilebiliyor ve bilgiler kolaylıkla saklanabiliyor. Bu şekilde böcek davranışlarını incelemede çok yardımı dokunuyor.

 

 

Barkod çizgileri yalnızca ürünün referans numarasını içerir, ürün hakkında açıklama vermez. Bu referans numarası ancak bilgisayara aktarıldığında, bilgisayarda özellikleri yüklü ürünle ilgili ayrıntılı bilgi ve fiyata ulaşılır. Hızlı, doğru ve kolay bilgi giriş yöntemi olan barkodlar, sistemlerin daha ekonomik kullanılmasını da sağlar. Hangi ürünün ne kadar sattığı, stok saptanması, yeni siparişin belirlenebilmesi gibi konularda barkodlar inanılmaz bir kolaylık ve kullanışlılık sunar.

 

 

 

 

  

Programlama bilgisine güvenenler kendi barkodlarını da üretebilir. İyi çizim yapabiliyorsanız kendi barkodlarınızı kendiniz de çizebilirsiniz. Hatta bazı yaratıcı fikirlerle barkodlarınızı daha da eğlenceli hale getirebilirsiniz. Artık gereksiz gibi görünen bu saçma çizgilerin hepimiz için ayrı bir anlamı olacaktır diye düşünüyor ve “gelecek ayda görüşmek dileğiyle” diyorum…

 

 

 

 

 

Kaynaklar:

  • Tübitak Bilim ve Teknik

      Ilgın UĞUR
İ.Ü. Bilgisayar Mühendisliği 2. Sınıf
- Ocak 2010 -
Editörden... | H. Can ÇOBANOĞLU Nesne Esaslı Koruma | Arf Teknoloji Yazılım Kiralama | Özlem TURHAN .NET'te Symbian OS Programlama | Özkan AKGÜL Torrent Nedir, Ne Değildir ? | Erman TEPE Yurtdışında Staj Yapmanın Kolay Yolu | Pınar KOYUNCU Sanal Operatör ile Mobil Uygulamalarınıza Can Verin | Burak KANMAZ Kayıp Devre Elemanı Bulundu! | Mesut Onur EŞİYOK Bilgi Teknolojilerinde Servis Yönetimi | H. Can ÇOBANOĞLU - Eren BAŞAR - Yeşim ÇIKRIKCI Hız, Sadelik ve Güvenlik Üçlüsü | Cihat GÜZEL Az Zamanda Çok İş | Oğuz BIYIK Barkodların Bilinmeyenleri | Ilgın UĞUR
« önceki sayfa - 11 -

ana sayfa | arşiv | dergimiz | künye | iletişim | yazarlar için...
© 2009-2010 Bilisimdergi.Com Tasarım - Kodlama : İU BİLGİSAYAR

Creative Commons License
Bilişim Dergi içeriği  Creative Commons  lisansı ile korunmaktadır.
Kaynak göstermek ve link vermek şartıyla yazılarımızı kullanabilirsiniz.