Merhaba sevgili BilişimDergi okurları!
Bilindiği üzere Web, her gün milyonlarca insanın birçok amaç ve gereçten dolayı sanal olarak katılım gösterdiği bir ağdır. Yakın süreçte yapılan araştırmalar gösteriyor ki, özellikle gençler zamanlarını televizyon başında geçirdiği o eski yıllara nazaran artık bilgisayarda daha fazla vakit geçirmeyi tercih ediyor. Bunda en büyük etken tabii ki, her an etkileşimli olabilecekleri bir mecra olan ve günden güne büyüyen İnternet dünyası.
Her ne kadar İnternet için dünya benzetmesi kullanılsa da, dikkatli bir gözlemciyseniz bu büyük mecrada sık sık kullanılan ifadeleri ve standartları fark edeceksiniz. Yazı dizimizin başlangıcında İnternette sıkça kullanılan terimler üzerinde duracağız.
İnternetin Doğuşu
İnternet, yakın zamanda sıkça duyduğumuz ve dünyadaki saygın bilim insanlarının büyük buluşlar başarmak amacıyla bir araya geldiği İsviçre'deki Avrupa Nükleer Araştırma Kurumu CERN'de bulunmuştur. Önceleri sadece bilim insanları arasında kullanılsa da daha sonra asıl büyük patlamasını "www" ile yapacaktı.
World Wide Web (WWW)
İnternette bir yere ulaşmak istediğimizde tarayıcımızın (browser) adres çubuğuna gireceğimiz site adreslerinin başına www yazarız. Şu anda 20 yaşında olan www, internetin hızla yayılmasındaki en büyük etkenlerden.
CERN'de çalışan Tim Berners-Lee, yaptığı çalışmalardan başkaları nasıl haberdar olabileceği sorusunu kendine sorar. Çünkü Web'den önce bir başka bilgisayardaki, işlemcideki ya da ağdaki metin dosyalarını okuma şansımız çok azdı. Bulduğu çözüm bir tarayıcı ve hiper metin bağlantıları olur. Daha sonra 1989'da, bunu o zamanki patronu Mike Sendall'a gösterir. Ancak patronu, İngiliz bilim adamının "Web" adını verdiği projesi için "heyecan verici ama belirsiz" notunu düşer.
1990 yılına gelindiğinde, hakkında pek de olumlu bir karar vermediği Berners-Lee projesi için patronu Sendall, para desteği bulmayı başarır. Kısa bir süre sonra ilk Web sunucusu (25 Aralık 1990) CERN ağı üzerinden faaliyete geçer. Bu ilk Web sunucusu bir NeXT bilgisayarıydı. Bu çalışmanın geliştirilmesi için ayrılan ödeneğin azlığından dolayı, bir süre sonra Web teknolojisini FTP sunucuları üzerinden yaymaya karar verir. Mucidimiz, ilk tarayıcıya World Wide Web adını verir. Kısa bir süre sonra belirli bir sunucu sayısını bulan Web, daha sonra da hızla yayılır. Ancak kayıtlara geçen en ilginç anekdot, aslında herkesin en azından duyduğu bir isim olan Microsoft'un kurucusu Bill Gates'in, 1993 yılında İnternet hakkındaki görüşleri alındığında "Bu konuyla ilgilenmiyoruz" demiş olmasıydı. Şu an ise bu büyük mecrada en büyük olmak için birçok dalda savaşır olması ilginç olsa gerek. Özellikle tarayıcı savaşlarını duymuş ve merak ediyor olabilirsiniz Berners-Lee 1994'te CERN'deki görevinden ayrılarak yine çokça duymuş olacağınız Web standartlarını belirleyen bir konsorsiyum olan W3C'nin başına geçti. W3C konusunda küçük bir araştırma yapmanızı öneririm.
FTP (File Transfer Protocol)
FTP, adından da anlaşılacağı üzere "Dosya Transfer Protokolü"dür. Pek bilinmese de, www'dan daha eski bir geçmişe sahiptir. Daha basite indirgersek Windows'unuzun D sürücüsü olduğunu farz edelim. Masaüstünüzden bir dosyayı D sürücüsüne kopyalarken ya da taşırken aslında Windows üzerinden C'den D'ye dosya transferi yapmış oluyorsunuz. FTP de böyledir. En basit haliyle, bilgisayarınızdaki bir dosyayı sitenizin sunucusuna atmak ve o dosyayı sitenizde yayınlamak isterseniz bu protokole ihtiyaç duyarsınız. Örnek verecek olursak; http://www.alanadiniz.com/ gibi bir yere giriş yapmış olduğunuzda site, ekranınıza gelir. Ancak ftp://ftp.alanadiniz.com/ yazarsanız, eğer şifre koruması yoksa direkt karşınıza mevcut dosyalar gelecektir. Genelde şifrelidir ki, sizin sitenizse zaten kullanıcı adı ve şifre size verilmiştir daha önceden. Giriş yapıp sunucunuzda hangi dosyaların bulunduğunu görebilir ve değişikler yapabilirsiniz. Benim önerim tarayıcılardan giriş yapmak yerine, özel FTP yazılımları kullanmak. Arayüz ve özellikleri kullanma açısından daha kullanışlıdır. Ücretsiz ve sürekli güncellenen bir yazılım olarak Filezilla'yı önerebilirim.
Domain & Host
İnternette yer almak istiyorsanız mutlaka ücretli olarak bir alan adı veya host'a ihtiyaç yoktur aslında. Kendi bilgisayarınıza sunucu kurarak ve IP adresinizin bağlı olduğunu servis sağlayıcınızdan (ISP: TTNET gibi) sabitlemesini talep edip buradan aktif yayın yapabilirsiniz. Ancak bu amatör bir yaklaşım olduğu gibi zorlukları vardır. Google.com'a 74.125.87.104 ya da Facebook'a 69.63.189.11 gibi girdiğinizi düşünsenize... Ne kadar zor ve çekilmez olurdu. Birçok siteye girmek istediğimizde her seferinde bu zorluğu göze alacaktık. Domain kısaca, işte bu IP dediğimiz adreslere isimlendirmeler yapmaktır. Siz bir siteye girerken aslında sitenin aslı olan IP adresine yönlendirilirsiniz. Bir sitenin IP adresini öğrenmenin basit yolu CTRL+R ile açılan pencereye cmd yazıp ping google.com gibi alan adına ping atmaktır. Dikkat etmemiz gereken şey şudur: http://www.alanadi.com/ adresindeki alanadi.com bizim domain yani alan adımızdır. WWW ise HTTP (Hyper Text Transfer Protocol) altında çalışan bir alt dizindir. Dikkat ettiyseniz adres çubuğunuza site adresini yazdığımızda http otomatik olarak tarayıcı tarafından atanır. Tabii istisna durumlar da yok değildir. Google Chrome tarayıcısında http:// gizlenmiştir. Bu, olmaması anlamına gelmez, arka planda çalışmaktadır. Google tarafından görünmemesi sağlanmıştır sadece. Çünkü gözükmesinin kullanıcılar için pek de önemli olmadığı düşünülmektedir.
Domain, tek başına bir anlam ifade etmez. Sitenizi yayınlamak için yaptığınız çalışmaları atacağınız bir host (hizmet sunucu) bulmamız gerekir. Bu yüzden host sağlayıcı yani hosting işini yapan yerli yabancı firmalar mevcuttur. Ücretsiz host sağlayıcılar da vardır ama amatörce bir tercihtir. Host almaya karar verdiyseniz hosting firmaları önünüze genelde Linux ve Windows olarak iki seçenek sunarlar. Eğer ASP gibi Windows ürünlerinden oluşan bir site kodladıysanız tercihiniz Windows olmalıdır. Eğer PHP gibi fikrimce daha kullanışlı ve zevkli bir dili kullandıysanız Linux tercih etmelisiniz. Linux temin etmek daha ucuzdur. Burdaki Linux ve Windows'dan kasıt masaüstü uygulamalı işletim sistemleri değildir. Belli panellerle (CPanel, Plesk gibi) yönetimi oldukça kolaydır. İkinci önemli noktaysa kapasitedir. Nasıl bir taşınabilir disk aldığımızda aynı ürünün 500 GB ve 1TB'lık ürünleri farklı fiyatlandırmalara tabi tutuluyorsa hostta da aynı durum geçerlidir. Ancak bu boyutlar normal bir site için çok büyük boyutlardır. Genelde, basit bir kullanıcı 100 MB'lık bir host paketiyle başlar ve daha sonra yetmemesi durumunda firmadan yükseltilmesini talep edebilir.
Tabii, ücretler de firmadan firmaya, kampanyalara ve hosttaki diğer bazı özelliklere göre değişiklik gösterir. Bir başka nokta da host lokasyonudur. Türkiye lokasyonlu ve yurt dışı lokasyonlu bir durum mevcuttur. Eğer Türkiye'de yaşıyorsanız ve yaptığınız siteye bu ülkedeki kullanıcılar tarafından giriliyorsa, Türkiye lokasyonlu olması ziyaretçilere daha iyi bir hizmet sunacaktır. Ancak tabii ki, aynı özelliklerde iki ürünü lokasyon olarak kıyaslarsak, ülkemiz için Türkiye lokasyonlu sunucuda dosyalarını barındırmak daha maliyetli olabilir. Aklınıza şu soru gelebilir: "Host ve domain'i tek bir yerden alamaz mıyım?" Hosting firmaları genel olarak sadece host satışında bulunmazlar. Host alacağınız yerden domain de satın alabilirsiniz.
Eğer domain ve host almayı düşünürseniz size önerim, alacağınız firma hakkındaki yorumları okumak ve araştırmaktır. http://www.hostbul.net/ adresindeki Türk hosting firmalarının hemen hemen hepsi hakkında fikir edinebilirsiniz. Kaliteli yabancı domain ve host sağlayıcılar da vardır. Bunların en ünlüleri Hostgator, Dreamhost, GoDaddy gibi firmalardır.
Web'in analizini yapmaya ileriki sayılarda kaldığımız yerden devam edeceğiz. Ayrıca sizlere XHTML+CSS hakkında temel bilgileri vermeye çalışacağım.