Ağustos’un bu sıcak günlerinde keyif vereceğini düşünerek teknolojik yaşantımızdaki bir iki yeni gelişmeyi sizlerle paylaşmayı tercih ettim.
Öncelik kazanan haber ciddi anlamda tüketici olan toplumumuzu da ilgilendiriyor. Bu tüketiciliğimiz bir yandan engin bir yetenek olabilecek çöp üreticiliğimizi de beraberinde getiriyor tabii ki. Pek çok soruna çözüm bulmayı amaçlayan ulvi güçlere sahip olduğunu düşündüğüm birtakım tasarımcılar buna da çözüm bulmak için çalışmışlar. Belki çok uçuk fikirler de olsalar hayata aktarıldığında gerçekten de işe yarıyorlar... Her yerde kullanılabilecek yeni tasarım ürünü çöp kutularıyla çöp toplama işinde ciddi anlamda düşüş sağlanabiliyor. Bu çöp kutuları çalışırken enerjisini de güneş panelleri sayesinde güneşten sağlıyor. Bu enerjiyle de çöpleri sıkıştırıp hacimlerini azaltıyor. ABD’nin Philadelphia şehrine yerleştirilen 500 güneş enerjili çöp kutusu sayesinde haftada 19 defa yapılan çöp toplama işlemi 5’e inmiş. Bu sayede çöp toplama maliyetleri ciddi anlamda azalıyor, dolaşan çöp kamyonlarının yakıtında tasarrufa gidilmiş oluyor ve tabii en önemlisi de çevre kirliliğinin azalması sağlanıyor.
Bu yetenekli çöp kutularının diğer bir özelliği ise kablosuz iletişim teknolojisine sahip olması. Bu sayede henüz dolmamış kutuları boşaltmak için boş yere eleman ve araç gönderilmemiş oluyor; dolmuş olan kutuların ise kısa sürede boşaltılması sağlanıyor. Normal hacminin 5 katı kadar çöp alabilme kapasitesi olan bu çöp kutuları sayesinde Philadelphia belediyesi gelecek 10 yıl içinde 10 milyon dolar tasarruf yapmayı planlıyor. Ülkemizdeki çöp toplayan personellerimizin bu gelişmeye tepkilerini şu an için bilmesek de fayda ve maliyet anlamında değerlendirdiğimizde toplum yararına olacağı gözüküyor.
Diğer bir gelişme de bilgisayarlarımız için aldığımız güvenlik önlemlerini
ilgilendiriyor. Güvenlik deyince akla ilk gelen şey hiç kuşkusuz çok eskilerden beri kullanılagelen şifreleme yöntemidir. Parmak izi yöntemi de bilinen önlemler arasındadır tabii ki. Filmlerde rastladığımız gözlerin taranmasıyla kilitli kapıların, kasaların açılması, yüz tanıyan sistemler de yabancı olmadığımız yöntemlere dahil.
Şimdi yüz tanıyıcı sistemlerle bilgisayarımızdaki bilgileri koruyabilme olanağının kapıları açılıyor. Kameralı bilgisayarlara uygulanabilecek bu sistemle şifreye gerek kalmayacak. Fakat gerçek ölçülere sahip bir fotoğraf sayesinde bilgisayar açılabileceğinden bu sistemin tam olarak güvenli olabileceği de savunulamaz.
Bununla birlikte bu gelişmeyi, Toshiba sözcüsü Hiroko Mochida, araçlara uygulanacak yüz tanıma sistemiyle farklı bir boyutta ön plana çıkarıyor. Toshiba’ nın bu tasarımı sayesinde trafik kazaları önlenebilecek. Araba direksiyonlarına yerleştirilecek kameranın yüz tanıma sistemi, sürücünün jest ve mimiklerine göre sürücüyü uyaracak ve olası bir kazayı önleyerek güvenliği artırmış olacak. Bu sistem sürücünün gözlerine ve kafa hareketlerine bakarak ne yapacağını kestirebilecek elektronik bir dadı aslında. Örneğin; direksiyon başında uyuklayarak başı öne düşen bir sürücüyü uyaracak. Ayrıca başka bir yöne bakmakta olan sürücüyü aracın önüne yerleştirilecek ayrı bir kamerayla aracın önüne çıkan şeylere karşı uyaracak. Bununla birlikte zayıf ışık, sürücünün güneş gözlüklü olması, saçlarının uzun olması bu sistemin etkisini azaltabilir. Mochida bu sistemi ilerletmeye devam ettiklerini, ticarete dökmek için acil planlarının olmadığını söyleyerek gelişmelerin olacağının da altını çiziyor.
Bir diğer ilginç tasarım haberi Norveç merkezli Proxydinamics firmasından. PD-100 Black Hornet isimli helikopter 20 gr bile olmayan ve 10 cm’den daha küçük boyuyla askeri istihbarat amaçlı üretilen en küçük insansız hava
aracı olmaya aday. Piyasaya 2010 yılında sürülmesi planlanan bu küçük helikopterin ilk deneme uçuşları da başarıyla gerçekleştirildi. Tek bir kişinin bir dakika içinde havalandırabileceği, ulaşmakta güçlük çekilen alanlarda personele ihtiyaç duyulmadan, tehlikesiz bir şekilde istihbarat toplayabilme özelliğine sahip bu helikopterin pek çok özelliği bulunuyor. Arkasındaki nesneleri görebilme, kent operasyonlarında görsel bilgiler sağlama, binaların içini keşfedebilme, nesneleri tanıma, havada belli bir noktada durup etrafına bakma gibi özellikleri olan bu küçük araç 15 cm LCD ekranlı uzaktan kumanda ile kontrol ediliyor. Gönderdiği fotoğraflar ve videolar da yine bu kumanda ile kaydedilebiliyor ve gösterilebiliyor. Helikopter böceğine (yusufçuk da deniyormuş) benzettiğim bu yetenekli araç sayesinde yapılabilecek pek çok alternatif var gibi gözüküyor…
Kaynaklar: