Mafia II
Merhaba sevgili okurlar! Yeni bir BilişimDergi sayısı ile yeniden karşınızdayız.
Bu ay sizler için, küçük yaşlarda "hayaller ülkesi" olan Amerika'ya ailesi ile beraber göç etmiş Vito'nun hikayesini konu alan oyunu, Mafia II'yi anlatacağım.
Hikayeye şöyle bir göz atalım
Küçük yaşlarda annesi, babası ve kız kardeşi ile beraber gemiyle Amerika'ya gelen Vito, yoksul bir ailenin çocuğu. Zaten taşınmalarının sebebi de bu hayattan artık kurtulup Empire Bay şehrinin iş imkanlarından yararlanmak istemeleri. Bu şehirde, iş imkanlarının çokluğuyla birlikte suç oranı da epey fazla...
Bunların hepsi, tabii ki "para" için... Ve maalesef bu şeylerden Vito'nun ailesinde pek yok. Bizim küçük Vito da para kazanmak için suç işlemeye karar veriyor...
Bana arkadaşını söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim
Bizim Vito'nun bir de arkadaşı var: Joe. Zaten Vito'nun suça karışmasını sağlayan da o... Joe ile beraber kuyumcu soymaya kalkan Vito'nun başına gelenler de fena. Yakalanıp hapse yollayacaklar bizim Vito'yu. Neyse ki, o dönemde eli silah tutan herkes askere...
Oyunumuz da işte tam bu noktada başlıyor: Elimizde tüfek, asker kıyafetleriyle bir mekanı basıyoruz. Bir anda, Mafia olan oyun, Call of Duty misali bir hal alıyor.
Vito'nun "Operation Husky" cephesindeki görevini yerine getirirken kontrolünü devraldığımız oyunda, görevi bitirince 2 yıl sonrasına atlıyoruz.
Eve geri dönüyoruz
İlk olarak arkadaşımız Joe'nun yanına, daha sonra annemize koşuyoruz oyunda. "Güzel bir uyku ne güzel gelir" dedikten sonra mışıl mışıl uyumaya "çalışıyoruz." (Yattığımız oda, çocukluğumuza ait!)
Ertesi günü alınan ilk karar "Yeni bir ev bulmalıyım!" oluyor. Tabii, bu kendi kendinize aldığınız bir karar. Bir de her anne gibi bizim annemiz de bizim için karar veriyor: "İş bul!" Aslında o cephedeyken babası ölen Vito, bunu gerçekleştirebileceğine inanıyor, tekrar suç işlemeyeceğini sanıyor. Ne zamana kadar mı? Evden çıkıp, kız kardeşini sıkıştıran elemanı bir güzel pataklayana kadar. Öğreniyor ki, babası ölümüyle beraber 2 bin dolarlık borç miras bırakmış bizim aileye...
Oynanış
Oyun genel hatlarıyla bende güzel etki bıraktı. Daha çok Grand Theft Auto IV ile karşılaştırma girişiminde bulunsam da, gerçekçiliği ön plana çıkaran Mafia II oldu.
Beni etkileyen bazı özelliklerine gelecek olursak: Örneğin; arabanın benzininin bitmesi, Mafia'nın ilk oyununda olduğu gibi bunda da var. Bununla beraber eğer polisin yakınlarındaysanız ve aşırı hız yapıyorsanız ya da kırmızı ışıkta geçiyorsanız, polis amcalar sizi kovalamaya başlıyor. Hız sınırını aşmamanız için de oyun içinde genel bir özellik var: Hız limiti. Bu özelliği aktif hale getirdiğiniz anda arabanız hız limitinin üstüne çıkmıyor. Burada bir ayrıntıya da değinmek istiyorum: Otoyol ile şehir içi hız limit farkları da göz önüne alınmış. Güzel bir ayrıntı olmakla beraber, gerçekçilikte bir adım daha öne geçmiş.
Polisler, tabii ki sadece trafik ihlallerinde çalışmıyorlar. Aynı zamanda sizin işlediğiniz suçlarda da görevlerini çok iyi bir şekilde gerçekleştiriyorlar.
Örneğin; görevle beraber büyük bir suç işlediniz, hemen "arananlar" listesinde oluyorsunuz. Bu da demek oluyor ki, "Kıyafetlerinizi değiştirin!" Aksi halde, aranan bir kişi olarak polisin yanından geçtiğinizde ya da araba içindeyseniz polisin yanında park ettiğinizde sizi tekrar kovalamaya başlıyorlar. Arabalar için de aynı şeyler geçerli. "Çalıntı araba" damgasını yediğinizde, polis sizi görür görmez kovalamaya başlıyor. Tek kurtuluş, tamirciye gidip araç üzerinde değişiklik yapmak.
Oyunda her ne kadar gerçekçilik ve ayrıntılar göz önüne alınmış gözükse de, bana çok saçma gelen özelliği de var: Garaj sistemi! Arabanızı hangi garaja park ederseniz edin, şehrin ucundaki diğer garajda yine bulabiliyorsunuz. Ufacık bir garajın içine birçok araba sıkıştırabiliyor olmamız da gerçekten fantastik olmuş.
Mafia II'nin hikayesinin ilerlemesi
Oyunun bu kısmı bence çok hoş olmuş. Size bir roman okuyor havası sunan "Chapter"lar, hikayenin bütünlüğünü koruyor, aynı zamanda size de "Şimdi ne olacak bakalım?" dedirterek, heyecana sokuyor.
Hiç sıkılmadan, bir romanı okurcasına oyuyorsunuz oyunu. Bazı yerlerde kendinizi hüzünlü, bazı yerlerde çok sinirli hissedebiliyorsunuz.
Grafikler
Beni etkisi altında bırakan bir diğer özelliği de oyunun grafikleri. Kişiler üzerindeki ayrıntılar çok hoş. Mesela Vito'nun yüzündeki uzun çizik gözlerden kaçmıyor. Eee adam o kadar şey yaşadı, süt oğlan gibi tertemiz olmasını bekleyemezdik! Bunun gibi pek çok ayrıntıyı oyun içerisinde bulabilirsiniz.
Sesler
İşte burası "muazzam" diye nitelendireceğim cinsten. Ben bir blues hayranı olarak, bu oyunda radyo dinlemeye kendimi o kadar kaptırdım ki araçtan inesim gelmedi!
Birbirinden güzel blues ve jazz şarkılarıyla dolu 3 tane radyo kanalı sunan Mafia II, beni benden aldı demeliyim. Gerçekten çok kaliteli, çok güzel müzikler. Muddy Waters'tan tutun, Screamin' Jay Hawkins'e...
Resmen "I Put A Spell On You" dedi Mafia II bu özelliğiyle.
Son sözler
Ben bu oyunu sırf müzikleri için bile oynarım anlayacağınız üzere. Tabii bunun yanında oynanabilirlik, grafikler vs. benden hep tam ya da tama yakın puan aldı. Son derece güzel bir oyun olmuş.
Buradan "2K Games" amcalarımıza teşekkür eder, sizlere de iyi oyunlar dilerim sevgili okurlar.