Bundan yaklaşık 30 yıl önce piyasaya sürülen bir makine, tüm insanlığın hayatında bir dönüm noktası oldu. Bu
makine kişisel bilgisayardır.(PC) Sanal ortam o yıllarda hayal bile edemeyeceğimiz şekilde her geçen gün yeni gelişmelere adım atmakta ve kullanıcıya hayatlarını çok kolaylaştıracak imkanlar sağlamaktadır. Bunun yanında kullanım alanının artmasıyla birlikte veri saklamaya olan ilgi ve gereksinimde artmıştır. Banka hizmetlerinden dinlediğimiz şarkıya, oynadığımız oyunlardan evde pişirdiğimiz yemeklerin tariflerine kadar, özetle günlük yaşama dair her ne bulursak, sanal ortamda bu bilgileri 1 ve 0’lara dönüştürerek disklere teslim ettik. Bu hem veri depolama birimlerinin saklama kapasitesini hem de isteklerimize karşılık verebilecek sunucu sayısını inanılmaz biçimde arttırdı.
Dünyada her geçen gün yaklaşık 15 gigabyte bilgi üretiliyor. Yalnızca bir yıl içerisinde üretilen bilgiyi saklayıp ona gerektiğinde erişmek istenirse, disklerin çalıştığı sistemin elektrik ve soğutma için harcadığı enerji saatte 0,4 kilowatt elektrik yakan, 1.375.000 haneden oluşan bir kentin tükettiğine eşdeğer. Bu hesap, dünyadaki toplam enerjinin yüzde ikisini bilgi işlem teknolojilerinin harcadığını gösteriyor.
Kişisel bilgisayarlar, ana sunucular, veri merkezleri, yazıcılar gibi araçları üreten ve kullanan bilişim teknolojileri karbon salınımına katkı sağlamaktadır.
IBM’de bilgi işlem mimarı olarak çalışan Müjdat Timurcin’e göre, yaklaşık olarak rakamlarla, bir veri merkezine giren enerjinin yüzde 55’i güç kaynaklarında ve soğutma sistemlerinde kullanılıyor. Kalan yüzde 45 iş yapacak cihazlara gidebiliyor. Bu cihaz örneğin bir sunucuysa kendisine ulaşan enerjinin yüzde 70’i içindeki güç kaynakları, diskler, fanlar vs üzerinde harcanıyor. İşlemciye ancak yüzde 30‘u ulaşıyor. Başka bir deyişle, başlangıçtaki enerjinin ancak yüzde 3-4’lük bir bölümü iş yapmayı sağlarken kalan büyük bölümü bu işi yapan sistemi ayakta tutuyor.
Bilgi işlem bugün öyle bir yerde ki, PC’lerden devasa sistemlere kadar yığın disk içeren çeşitli boylarda
sunucular mevcut. Tabii ki bu gelişmelerin bir bedeli var, sunucuların işletme maliyetleri bir sunucuya sahip olmak için gereken miktardan çok çok fazla. Boyutu ne olursa olsun sunuculardan yeterli verim alınamıyor ve bilgi işlemin dert yandığı nokta tam olarak bu verimsizlik ve kullanılmayan kaynakların harcadığı enerjinin sürekli artması. Buna bir de küresel enerji yetersizliği eklenince enerjiyi verimli kullanmak bir zorunluluk haline geliyor. İşte bu temel çıkış noktasından harekete geçen Green IT, kendi süreçlerini çevreye zarar veren işleyişler olmaktan çıkarmaya çalışıyor. Green IT’nin üzerinde durduğu en önemli konu bir işi daha az enerji harcayarak üretmeyi hedefleyen enerji yönetimi ile nerelerde gereksiz enerji harcandığının etkin bir şekilde izlenmesidir. Enerji kullanımında başrolü oynayan sistem odalarının soğutulması;
Soğutma:
Sunucular çalışırken, bulundukları ortamda istenmeyen bir ısı enerjisi üretirler. Bu enerjinin ortamdan uzaklaştırılması gerekmektedir ve bunun için de soğutma sistemlerinin kurulması zorunludur. Bu ortamları her zaman aynı sıcaklıkta tutmak verimliliğin artmasına yardımcı olacaktır. Bu sistem odalarını soğutmak için hava bazlı klimalar kullanılmaktadır. Sunucu kapasitesi arttıkça klima sayısı artacak, bu da enerji tüketimini fazlasıyla arttıracaktır. Yeşil yaklaşımda ise su bazlı soğutma teknolojileri esas alınmaktadır. Bu yeni yaklaşım kullanılan klima sayısını önemli miktarlarda azaltmaktadır.
Veri depolama:
Dönüş hızlarına bağlı olarak disklerin enerji tüketimi değişmektedir. Depolanacak bilgi yavaş disklerde tutulursa daha az, yüksek hızlı disklerde tutulursa daha çok enerji harcanır. Verimiz eğer her an için kullanmamız gereken bir veriyse ya da uzun süre erişmemiz gerekmeyecekse verileri buna göre sınıflandırarak yavaş ya da hızlı disklere uygun bir şekilde dağıtmalıyız. Ayrıca veri depolarken sıkıştırma yapmak ciddi anlamda enerji kazanımına neden olmaktadır. Sistemler arasında aktarılan bilgiler söz konusu olduğunda sıkıştırma yapmak veri aktarım hızını arttırmaktadır.
IBM-DB2 veritabanı yazılımının yeni versiyonu, yüksek ölçekli sıkıştırma teknolojisini kullanıp aynı disk üzerinde 4 kat daha fazla veri saklamayı sağlıyor; bu yolla, harcanan enerjiyi yüzde 75 oranında düşürmektedir.
Birleştirme ve sanallaştırma:
Bilişim işlemlerini birleştirme ve sanallaştırma, enerji maliyetlerini düşürmek için en etkin yöntemlerden birisidir. AMD, HP, Intel ve Sun gibi büyük firmalar bu yöntemi kullanmış ve büyük başarılar elde etmişlerdir.
Bu konudaki en başarılı uygulama Heartland Technology Solution firmasına ait. Amerika Birleşik Devletleri’nin 8 farklı eyaletinde şubesi bulunan firma, IT departmanını yeni büyüme stratejileri doğrultusunda geliştirmek istiyordu. Firmanın veri merkezi depolayabileceğinden iki kat daha fazla sunucu barındırıyordu ve kimi zaman sıcaklık 40 derecelere varabiliyordu. Yeni proje kapsamında HP’den Blade sunucular ve VMWare sanallaştırma yazılımları kullanıldı. Bu sayede Heartland firmasının veri merkezindeki sunucuların fiziksel adedi yarı yarıya azalmış oldu. Ayrıca toplam enerji harcamasında yüzde 15’e varan düşüş sağlanmış oldu.
“Bana göre enerji, 300 kiloluk bir gorile benziyor. Ekolojik dünyada bunun anlamı doğrudan para demek” diyor Mark Monroe, Sun sürdürülebilir bilgi işlem direktörü.
Hesaplama ve optimize etme:
Geçtiğimiz iki yıl boyunca veri merkezlerinde enerji tasarrufunu destekleyen Green Grid ekibi girişimi kuran
firma sayısı başlangıçta 11 firma iken şu anda 150 firmadır. Bu girişim bu sene içerisinde veri merkezlerinin optimum enerji maliyetlerini açıklayacak. Veri merkezleri inşa edilirken kullanılacak olan referans hesaplama metodları ortaya konmuş olacak. Ayrıca firmalar bu ölçümlerin açıklanmasını beklemeden kendi mimarilerinde uygun ölçümler yaparak nerelerde tasarruf sağlayabileceklerini hesaplayabilecekler.
Veri çiftlerini yok etme:
Eş verileri yok etme sayesinde depolama ihtiyaçları büyük bir ölçüde azaltılabilmektedir. Veri yedeklemesi giderek daha fazla depolama alanı ihtiyacını doğurmaktadır. Gereksiz ve eş verileri yok etme işlevi sayesinde depolama 3:1’den 10:1 oranına kadar tasarruf sağlamaktadır. Bu da işlemlerin daha az depolama alanına daha az depolama cihazlarına, teyplere ve disklere ihtiyaç duymasını sağlıyor.
İndirim ve teşvikleri gözetme:
Günümüzde Green IT atılımı yepyeni bir pazarın doğmasını sağladı. Enerji tüketimini azaltmak hemen hemen tüm devletlerin gözettiği bir tasarruf biçimidir. Bu yüzden daha az enerji tüketmek enerjinin birim maliyetini azaltacaktır.
Tüm gezegeni tehdit eden iklim değişikliği, her alanda olduğu gibi bilişim alanında da bu konuda harekete geçilmesini gerektiriyor. Yenilikçi teknolojilerin iklimin korunmasına dönük olarak daha düşük enerji kullanımı sağlayabilir. Bugün enerji tüketimi ve ekonomik büyümenin karşılıklı olarak birbiri üzerinde etkili olduğu kabul ediliyor. Bilgi ve iletişim teknolojileri (ICT) endüstri bu artışta önemli bir rol oynuyor. Green IT diğer sektörler de dahil olmak üzere ICT endüstri içerisinde enerji ve materyal kullanımının kısıtlanmasına yardımcı olan yenilikçi ürün ve uygulamalardan faydalanılmasını sağlıyor. Green IT, bilgisayar teknolojilerinin de ötesinde giderek daha fazla ilgi topluyor.
Kaynaklar :