Denizli-Bademli Köyü sakinleri baz istasyonu istiyor.
Köylerinde herkesin cep telefonu olduğunu ancak baz istasyonu bulunmadığı için
bunları kullanamadıklarını belirtiyorlar. Bu durum eşine az rastlanır bir durum
çünkü herkes çoğu teknolojik alete öcü muamelesi yapıyor. Ben de buna bir dur
demek istiyorum. Bu ay ki konum elektrofobi…
Elektromanyetik
dalga ve radyasyon
Günümüzde elektrofobinin temel nedeni radyasyon ve
elektromanyetik dalganın karıştırılmasıdır. Mikrodalga fırın, cep telefonu, baz
istasyonu, telsiz yayınları, yüksek gerilim hatları, tıbbi cihazlardaki
sistemlerin hepsi elektromanyetik dalga yayar.
Düşük frekanslı ışımaların insana etkisi şöyle
söylenebilir: İnsanın içinden geçen elektromanyetik alan, dışarı çıktığında bir
miktar enerjiyi vücutta bırakır, bu durum da geçtiği yerin bir miktar
ısınmasına yol açar, eğer bu ısı atılmazsa vücudun koruma mekanizması devreye
girer.
İkinci etki ise elektromanyetik alanın vücuttaki
elektrik yüklerini hareketlendirerek hücre yapısında bozulmalara neden olması.
Ama yapılan araştırmalarda bu yönde olumsuz bir etki belirlenmedi.
Radyasyondaki yüksek enerji hücreden elektron koparırsa oradaki işlev
bozulabilir, bu da hücrenin kanser olmasına ya da ölmesine neden olabilir. Burada
en önemli nokta elektromanyetik alanın miktarı. Eğer yüksek miktarda maruz
kalınırsa etkiler görülebilir.
Araştırmalar
Cep telefonları ve baz istasyonları en çok öne çıkan
cihazlar. Şu ana kadar Dünya Sağlık Örgütü gibi büyük kuruluşlarca yapılan araştırmalarda
bu cihazların sağlığa olumsuz etkisi görülmemiştir. Almanya’da ve ülkemizde de
araştırmalar yapılmış ve benzer sonuçlar görülmüştür. TÜBİTAK: ”Cep telefonu
veya araç telefonu kullanımının bugün için kanıtlanmış tek sağlık riski, araç
sürerken kaza riskini arttırmasıdır.” diyor. Şu ana kadar görünen tablo,
bilimsel olarak insan sağlığını ön planda tutan standartlar oturtulmuş.
Uzmanlar,
yapılan uluslararası çalışmalarda, bu cihazların kanser yaptığına dair kesin
bir veri bulunmadığını, kanser sebepleri arasında listenin son sıralarında bile
yer almadığını ancak yine de aşırı kullanımından kaçınılması gerektiğini
söylüyor.
Bu araştırmalar
ön çalışma şeklindedir çünkü araştırmaların gerçek sonuçlara ulaşması için uzun
yıllar gerekli. Yakın bir tarihte, tam 30 yıl sürecek bir proje başlatıldı.
Avrupa’da, beş ülkede 250 bin kişiyle yapılacak projenin adı COSMOS. (Cohort
Study on Mobile Communications) COSMOS
projesinde görev alan Prof. Lawrie Challis, birçok kanser
türünün belirtilerinin ortaya çıkması için 10-15 sene geçmesi gerektiğini,
cep telefonlarının böyle rahatsızlıklara
sebep olup olmadığını belirlemek için uzun vadeli bir araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu
belirtti.
Sağ taraftaki resim 15 dakika boyunca cep
telefonu ile konuşmuş birinin termal kamera ile çekilmiş görüntüsü
Elektrofobi
Prof. Dr. Tunaya Kalkan, yeni teknolojilerin insan
sağlığı üzerindeki etkileri konusunda yanlış bilgilendirmeyle, toplumda
teknolojik gelişmelere ilişkin korku yaratıldığını ve bunun elektrofobiye
dönüştüğünü belirtiyor. “Hangi cihazı kullanıyorsun? Ne kadar enerji yayıyor?
Bunun zararlı sınırı ne kadardır? Zararlı sınır aşılmış mı, aşılmamış mı? Eğer
bu bilgiyi verirsek, elektrofobinin olmasını önleriz.” diyor.
Gördüğünüz
gibi lügatimize yeni bir fobi girmiş bulunuyor: Elektrofobi. (teknofobi diyen
de var) En çok elektrofobi duyulan cihaz cep telefonu. Halkın kafasındaki
yanlış anlamaları gidermek, elektrofobiye vurulacak en büyük darbe olacaktır. Bilimsel
temellere dayanmayan söylentiler, kişinin yeni teknolojilerden uzak durmasına,
çekinmesine ve korkmasına neden oluyor.
Ülkemizde, doğru bilginin etkili şekillerde doğru hedefe
ulaştırılamaması nedeniyle toplumda yaşanan bilgi kirliliğinin giderilmesi
amacıyla Teknoloji Bilgilendirme Platformu (TBP) oluşturuldu. Ulaştırma
Bakanlığı ile BTK tarafından desteklenen platformda konusunda uzman, toplumda
saygınlığı kabul görmüş, güvenilir akademisyenler ve sivil toplum kuruluşları
yer aldı.
Türkiye
Dünya üzerindeki GSM operatörlerinin büyük bir
çoğunluğunun referans olarak aldığı ve Uluslararası İyonlaştırmayan
Radyasyondan Koruma Komisyonu tarafından belirlenen elektrik alanı limit değeri
41 volt/ metre iken, Türkiye'de baz alınan limit değer ise 10.23 volt/
metredir. Ayrıca, Türkiye'deki istasyonlarla diğer ülkelerdeki istasyonlar aynı
standartta.
Örneğin; Trabzon'da, aktif baz istasyonlarından
586'sında yapılan ölçümlerde, elektromanyetik dalga değerlerinin yoğunluklu
olarak 0-3 volt/metre olduğu, Türkiye ortalamasını da yansıtan bu değerlerin
dünya standartlarının 4 kat altında olduğu bildirildi.
TÜBİTAK, elektromanyetik radyasyonun insan yaşamından
tümüyle çıkarılmasının mümkün olmadığını belirtilerek, ''dolayısıyla, her yeni
teknolojide olduğu gibi kullanımında dikkatli davranılması gerektiği''
uyarısında bulunuyor.
Tedbirler
Tedavi amaçlı kullanılıyorsa doz belirlenmesi,
ultraviyoleden korunmak için fazla güneşe çıkmama uyarısı, hamilelerin röntgen
çektirmemesi gibi bilinen birçok önlem var. Ayrıca cep telefonunu kalp üzerinde
ve belimizde taşımamalıyız. Vücuda yapışık taşımak da çok akıllıca değil.
Birini arıyorsunuz, açıldığını görünce kulağınıza dayayın ve biri sizi
aradığında, önce telefonu açın, daha sonra kulağınıza dayayın çünkü arama sırasında
sinyal yükseltilerek baz istasyonuyla iletişim kurmaya çalışılıyor, şiddeti çok
yüksek oluyor. Her gün 30 dakikadan fazla cep telefonu kullanmak da zararlı.
Sonuç
Kamuoyu bilimsellikten uzak görüşlerin etkisi altında
kalıyor. Teknoloji karşıtı görüşler ortaya çıkıyor. Bunun en önemli
örneklerinden biri olarak ise kamuoyunda oluşan baz istasyonları ve cep
telefonlarına yönelik olumsuz algı gösterilebilir. Radyoaktivite insanı
öldürmez ama doz aşılmadığı sürece. Teknoloji ilerledikçe bunların dozları da
düşüyor. İleride araştırmalar devam ettikçe gerçek etkiler ortaya çıkacaktır ama
o zamana kadar artık kimse bana cep telefonunun kanser yaptığını söylemesin…
Kaynaklar: