Dünyanın sonu yaklaşıyor. Duyarlı bir baba, çocuklarını ve eski karısını bu felaketten kurtarabilmek için canını bile feda edebilir. Çocuklarından da ayrı çünkü yıllar önce bir türlü ortak noktada buluşamayan anne ve baba ayrılmak zorunda kalmışlar. Çocukların minimum bir tanesi babayı sevmiyor. Artık yeni bir babaları var. Yeni babaları oldukça anlayışlı ve düzenli bir hayatı var, aslında biraz da gereksiz bir karakter.
Ya büyük bir savaş başlayacak ya da dünyayı uzaylılar basacak. En kötüsü ise gerçekten bir felaket kopacak ve bu felaketin baş karakteri öz babanın ta kendisi olacak. E bu insan da son zamanların çok konuşulan filmlerinden biri olan “2012”nin başrol oyuncusu herkesin tanıdığı, bildiği “John Cusack” tabii ki. Bu aslında “Tom Cruise” da olabilirdi ama biliyorsunuz; “Dünyalar Savaşı”nda zaten bu karakteri canlandırmıştır. Aslında aklımda olan birkaç tane daha buna benzer “aynı” karakterler var ama daha fazla sinema eleştirmeni olmak istemiyorum. Amerikan filmlerinin unutulmaz sahnelerini aklımıza kazıyan standart film içerikleri değil tabii ki. Aksine, dalga geçtiğimi söyleyebileceğim bu standart konuların üzerine inşa ettikleri “inanılmaz” bilgisayar modellemeleri. Günden güne daha da inanılmaz olmaya başlayan bilim kurgu filmlerinin konuları tabii ki önemsiz kalıyor artık. Ne de olsa içerik değil önemli olan.
Dünyaya büyük bir gök taşı çarpsa acaba nasıl çarpar ya da bir kıyamet kopsa nasıl kurgulanır? 2012 filmi beni bu anlamda gerçekten etkiledi diyebilirim. İnanılmaz bir şov olarak nitelendirebileceğim bu filmi, gerçekten çekici kılan bilgisayar efektleri, filmi izlerken bana adeta nefes aldırmadı. Bu kadar gerçekçi olmasının altında yatan onca yıllık çalışma hiçbir şekilde karşılıksız kalmıyor bildiğiniz gibi. Bu filmleri izleyenler elbette sadece para kazanma amaçlı yapıldığını, aslında insanları kandırmak, onların duygularını sömürmek için yapıldığını söyleyebilir. Bu konuya herkesin yaklaşımı farklı olmalıdır zaten. Bizim rolümüz, bilgisayar teknolojilerini ileriye taşıyacak adımları sıklaştırmak. Bu konuda yapılan çalışmaları takip etmek. Benim en çok ilgimi çekenlerden birisi olan da sinema teknolojisi. Nasıl oluyor da insanları, teknolojiyi bu kadar yoğun kullanarak etkileyebiliyorlar? (Hayaller Gerçek Olursa...) Bu konuyla ilgili geçen ay güzel bir yazımız olmuştu.
Günümüzde, teknoloji devleri arasındaki gücü dünyanın dışına taşan yenilikçi, öncü, arama motorlarının kralı olarak bildiğimiz “Google“, aslında sadece arama işiyle uğraşmıyor, biliyorsunuz. Her şeye el atmayı başaran “Google” dünyayı başka yollardan kandırıyor. :) İnsanların ihtiyaçlarını çok iyi tespit ettiğini düşünen “Google”, hayali bir “dalga” yaratabiliyor. İletişimi daha da kolaylaştırmanın yolunu “Google Wave” ile bulmuş ya da delicious.com’u duydunuz mu hiç? Delicious’ta sık kullandığınız linkleri, makaleleri, blogları, müzikleri saklayabilir ve bunlara internete bağlı herhangi bir bilgisayardan erişme imkanına sahip olabilirsiniz.
Teknolojinin her alanda kullanıldığı günümüzde, insanları eğlendirmeye yönelik çalışmaların var olduğunu bildiğimiz gibi, ihtiyaçlarımızı karşılamaya ve hayatımızı kolaylaştırmaya devam eden bir teknolojinin de var olduğunu bilmemiz gerekiyor. Yoksa bunların çok fazla olduğunu ve bunları nasıl takip edebileceğinizi mi düşünüyorsunuz? O zaman dergimizi okumaya devam ediyorsunuz. İyi okumalar ve tabii ki yazmalar.