Merhaba BilişimDergi okuyucuları. Yazın gelmesiyle birlikte tatil planları da başladı. Bununla birlikte, yolculuk seçenekleri ile hava trafiği de arttı. Tatile giderken, bindiğiniz uçakları kullanan pilotların ilk uçaklarını nasıl uçurduklarını merak ettiniz mi? Onlar da, sürücü belgesi alırken arazi uçuşu mu yapıyor, yoksa ufak bir odada uçarak pratik mi yapıyor dersiniz. Sanırım, cevap her ikisi de. Peki, ufak bir odada uçmak da nereden çıktı? Hadi görelim.
Yukarıda görmüş olduğunuz cihazların her biri, bir uçağın ön kısmının bire bir boyutlarıyla yapılmış bir uçak kokpitidir. İç dizaynı ise, üzerinde yazan uçak modelinin aynısıdır. Genç pilot adayları, eğitimlerinin uygulama kısımlarını burada gerçekleştirir.
Yolcu uçağı simülatörleri, Türkiye'de Türk Havayollarında, Gözen Havacılık'ta ve birkaç özel havacılık şirketinde mevcuttur. Resimde görmüş olduğunuz simülatörler, Gözen Havacılık'tan alınmıştır. Bu simülatörler, Kanada'dan Türk pilotlarına eğitim hizmeti sunmak için getirtilmiştir. Pegasus, Onur Air, Skype bile Gözen'e ait bu simülatörleri kullanmaktadır.
Her modelin ayrı bir ehliyeti vardır. Yani bir A320 (Airbus) pilotu, başka bir model olan B737 (Boeing)‘yi eğitimini almadan kullanma yetkisine sahip değildir.
Bu resimde ise simülatörün alt kısmını görmektesiniz. Motion computer'dan gelen komutlar, hangi bacağa kaç barlık basınç uygulanacağını söyleyerek bacakların hareketini sağlar. İçeridekiler, bu hareketleri uçağın yükselmesi, yana dönmesi, piste inmesi olarak algılar.
Duvarda dizili tüpler ise hava kompresörleridir. Mesela; kokpitte yangın eğitimi verilse içeride duman oluşur, bu tüpler de içeriye oksijen sağlar.
Şimdi gelelim en merak edilen kısma, yani simülatörün içine. Aşağıdaki şekilde bir A320'nin kokpitini görmektesiniz. Pencerede ise uçak sanki piste iniyormuş gibi duruyor.
Pistin, gerçeğiyle aynı ölçülerde olması onu simülatör olmaktan çıkarıyor, adeta gerçek kılıyor. Pencereden gördüğümüz sanal alem, aslında Google Earth'ün en gelişmiş hali. C++'la yazılan bu sanal aleme, adeta dünyanın bütün fiziki haritaları 3 boyutlu olarak işlenmiş. Airbus A320'nin joy stick'e benzer direksiyonu ile yükseldiğimizde bütün şehir ayaklarımızın altına seriliyor.
Arka koltuk ise uçuş eğitmeninin yeri. Önündeki ekranların da ismi IOS. (Instructor Operator Station) Görevi de host computer'a komutlar vermektir. Uçuşu istediği havaalanından başlatabilir. Havaya rüzgar, bulut, yağmur, yıldırım, her türlü hava şartını verebilir. Gece modunu ayarlayabilir. Ses, hareket ve görüntü host computer'da birleşir. Öğrencinin, herhangi bir kaza geçirmesi durumunda sistem kendini kitlemektedir. Böyle bir durumda, dışarıdan yeniden başlatmak gerekir. Mesela; simülasyon sırasında uçak yere çakıldı diyelim. Cihazın ön ayakları kısalacaktır. Cihaz kitlenince inmek mümkün olmaz, o yüzden dışarıda her zaman bir tekniker bulunur.
Sanal uçuşta yaşadıklarımız
Sanal uçuşumuz sırasında ilk önce eğitimcimiz, "Atatürk Havalimanı'ndan kalkalım" dedi ve IOS ile hangi havalimanı olacağını ayarladı. Biz de, havalanarak Adalar'a kadar gittik. Daha sonra, gece modunu ayarladı ve İstanbul birden şehir ışıklarıyla aydınlandı. Biraz gökyüzünde gezindikten sonra "İsterseniz başka bir ülkeye gidelim" dedi ve IOS ile Milan Havaalanı‘nı seçti, havalandıktan sonra bulut efektini verdi ve benim 15 fit yani 5km yükselmem gerekiyordu. 15 fit'ten sonra bulutların üzerindeydik ve bütün dünyayla adeta bağlantımız kopmuş gibiydi. Bir de şunu öğrendim; pilotlar çoğu zaman okyanusu göremezlermiş. Neden mi? Çünkü okyanuslardaki nem sürekli bulut yapıyor, bu yüzden uçağın da önünü görebilmesi, bulutlardan kurtulabilmesi için önceden bulutların üzerine yükselmesi gerekiyor.
O kadar gerçek ki; ülkemizdeki her bir havaalanının, simülatör yaratıcıları tarafından yapılmadan önce kuşbakışı resimleri çekiliyor ve her pistteki yolcuların inip bindiği yerdeki körükler programda gerçek yerlerine konuşlandırılıyor. Ayrıca, her pilotun o cihazdaki uçuşu normal uçuş saatine ekleniyor.
Bu bilgileri benimle paylaşan ve elinden geldiğince yardımcı olmaya çalışan Gözen Holding IT sorumlusu sayın Tuncay Gündüz'e ve eğitimci arkadaşlara teşekkürlerimi sunarım. Bir dahaki aya değişik konularla birlikte olmak ümidiyle, hoşçakalın.