Tom ve Jerry, Spiderman, Buggs Bunny vb. çizgi film dünyasının unutulmaz örnekleriyle büyümüş gençlerden biri olarak bir çizgi filmin nasıl yapıldığını her zaman merak etmişimdir. Çocukken kırtasiyelerde keşfettiğim küçük defterler bana bu konuda bir fikir vermişti. Bu defterler öyle sıradan defterler değildi tabii ki. Sayfaları çevirdikçe hareket ediyormuş gibi gözüken nesneler... İzlediğim çizgi filmlerin etkisinde kalmış olmalıyım ki bu defterlerin sihirli defterler olduğunu düşünmüştüm :) Kendimi sihirbaz sanarak ben de bunu denedim. Çizimim güzel olmadığı için bu çocukluk maceram kısa sürmek zorunda kalmıştı ne yazık ki.
Animasyon(canlandırma) birbiriyle ilişkili olan resimlerin art arda ve hızlı bir şekilde gösterilmesiyle elde edilen görüntüdür. Nesnelerin hareketli ya da canlı olduklarının sanılmasını sağlayan bir illüzyondur animasyon. Çok eski zamanlardan kalma örnekleri olan ve emek isteyen bu sanat o dönemlerin yaşam biçimlerine de ışık tutmuştur.
ANİMASYONUN TARİHİ
Animasyonun tarihi aslında M.Ö. 600.000 -10.000 yılları arasındaki Paleolitik Çağ’a kadar uzanıyor. İlkel yaşamın hakim olduğu bu çağlarda mağara resimleri göze çarpmakta. Bu resimlerde hayvanların birbiri üzerine eklenmiş birçok bacağı ile hareket ettiği görüntüsü verilmeye çalışılmıştır.
Sinemanın atası sayılan animasyon 1870’lerde ışıklı dönen diskler üzerindeki şeffaf alanlara çizilen ve bugünkü çizgi film karakterlerine benzeyen çizgi tiplerin hareketlerini perdeye yansıtan araçlarla düzenlenmiştir. Émile Reynaud’ nun geliştirdiği praxinoscope bu işi yapan önemli aygıtlardan biriydi.
Özel - efekt filmlerinin yaratıcısı olan Georges Méliès’ nin tekniğine göre sahnedeki görüntü kamera kaydı durdurularak değiştirilir ve kayda devam edilir. Bu teknik bana biraz fantastik yeşilçam filmlerini anımsattı. Eski sihirli, cadılı filmlerin özü bu tekniğe dayanıyormuş demek ki. Bu teknik daha sonra stop-motion animation(aşağıda değindim) olarak bilinmeye başlanacaktır.
Tarihsel ve teknik olarak en eski animasyon film Amerikan karikatürist J. Stuart Blackton’ın Humorous Phases of Funny Faces’ tir(1906).
1908’de Fransız ressam Émile Cohl, Fantasmagorie denilen bir film yarattı. Sopa figürünün geniş yer kapladığı bu filmde şarap şişesinin bir çiçeğe dönüştüğü sahnelere rastlanmaktadır. Fantasmagorie filmi karatahta görüntüsü veren negatif film üzerine çekilmiştir ve traditional(klasik veya hand-drawn) animation olarak bilinir.
Blackton ve Cohl’ün başarılarından sonra pek çok ressam animasyon sanatını denemeye başladı. Bunlardan biri başarılı karikatürist Winsor McCay idi. Bir ressam grubunun özenli çalışmasını gerektirecek ayrıntılı animasyonlar hazırladı. Önemli filmleri: Little Nemo(1911),Gertie the Dinosaur(1914) ve The Sinking of the Lusitania(1918).
İlk animasyon kahramanı ise Felix’tir. 1919- 1929 yılları arasında Pat Sullivan tarafından yaratılan kedi Felix’in
Otto Messmer tarafından 175 filmi oluşturuldu.
Animasyon filmlerinden bahsedip de Walt Disney’i anmamak olmaz. Kansas City’deki kendi animasyon stüdyosunda yaptığı ilk kısa çizgi filmler Little Red Riding Hood(1922), The Four Musicians of Bremen (1922) filmleridir. 1928 yılındaki animasyon film ise bizim Miki Fare diye bildiğimiz Mickey Mouse’tur. Daha sonra Disney 1937’de ilk uzun metrajlı filmini çekti. Bu da bizim yine yabancı olmadığımız filmlerden biri: Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler.
1930‘lardaki Betty Boop ve ardından bizim Temel Reis diye bildiğimiz ıspanak müptelası Popeye. Güliverin Gezileri(1939) ve 1950’lerin sevimli hayaleti dostumuz Casper da unutulmazlar arasında.
Sonraki gelişmeler Deniz Altında 20000 Fersah(1954) ,Doctor Dolittle(1967) gibi yine bilindik eserler oldu.1970’lerin sonları ve 1980’lerin başlarında ise bilgisayar ve elektronik araçlarla animasyon alanı gelişmeye devam etti.
Sanatçıların üzerinde bu kadar çalıştığı ve bizim de beğeniyle izlediğimiz bu animasyonların 3 önemli tekniği bulunuyor: Klasik(hand-drawing,traditional veya cel animation denilen teknik), stop motion(anlık görüntü) animation ve bilgisayarla sağlanan görüntü tekniği (Computer Generated Imaginary).
ANİMASYON TEKNİKLERİ
Klasik (traditional) animasyon tekniği: En eski ve en popüler animasyon tekniğidir. Bir nesne ufak değişiklerle art arda kağıtlara çizilir. Bu kağıtlar nesnenin şeklinin mantıksal değişim sırasına bağlı olarak art arda konur. Sayfalar değiştikçe hareket ediyormuş gibi gözüken nesne ile gerçekten etkileyici bir illüzyon sağlanmış olur. Bu teknikte çizim yeteneğimizin iyi olması şart gibi gözüküyor.
Anlık görüntü(stop motion) animasyon tekniği: Duran objelerin hareket ediyormuş gibi görünmesini sağlayan tekniktir. Kamera gerektiren bu teknikle nesnenin ilk görüntüsü çekilir, çekim durdurulup nesnenin pozisyonu değiştirilir ve çekim yapılır. Her saniyede 24 kare gösterilecek şekilde uğraşılması gereken bu teknik çok emek harcatacağa benziyor.
Bilgisayarla sağlanan görüntü tekniği: Bilgisayar teknolojisi sayesinde sanal ortam karakterlerine şekil, renk ve üç boyutluluk kazandırılır.
Bu teknikle bir animasyon film yapmak için öncelikle taslak şeklinde bir senaryo yaratmalısınız. Çizimlerle karakterler oluşturmak da şart. Karakterlerin iskeletlerini hareket ettirmek için bir program geliştirmelisiniz. İnternette de bu iş için pek çok program bulunuyor. Karakterlerin ses kayıtlarına başlamalı, mimiklerine kadar her detayı 3 boyutlu olarak oluşturmalısınız. Fizik kurallarına da uygun hareket etmeniz gerekiyor. Işık ve gölgelendirmelerle de gerçekçilik katmayı unutmamalısınız. Eğer bir animasyon film yapmak istiyorsanız yıllarca sürebilecek çalışmalara hazır olmalısınız, kolay gelsin...